Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Gazeteler Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir
Erhan BOZKURT

ERHAN BOZKURT – SONRA GÖRÜŞÜRÜZ DİYE AYRILDIK AMA ARTIK GÖRÜŞEMEDİK!

Yağmurlu bir Şubat günüydü. Telefonum çaldı. Bilinmeyen bir numaraydı. Açar açmaz. Kalın ve duygulu bir ses. -Erhan abi ben Hasan Yaşar, geçen geldiğimde görüşemedik bu sefer kesin görüşelim. Dedi. -Tabi Hasan’ım hoş gelmişsin. Ne zaman istersen görüşelim. -Hoş bulduk abim benim. Deyip bir sevinçle telefonu kapattı. Yurt dışında çalışıyordu, memlekete gelir gelmez beni aramıştı… bişeyler anlatmak istiyordu. Dinlemem gerekiyordu. Ancak bir türlü oturamadık. 3 gün sonra şans eseri yolda karşılaştık. Sarıldık tokalaştık. Hasbihal ettik…

Abi bunu saymıyorum. Şimdi hastayım hastahaneye gidiyorum. Belki size de bulaştırdım hakkınızı helal edin dedi. (Tebessümle) -Yok canım iyi insandan hastalık bulaşmaz. Dedim. O da aynı tebessümle. -Abi hastahaneye gitsem bu kadar etkili ilaç bulamam dedi. Gülerek “sonra yine görüşürüz” diye ayrıldık ama artık görüşemedik…

Oysa bu onun ilk ve son görüşmesiymiş. Görüşmemizden iki gün sonra derin bir üzüntüyle ölüm haberini aldım. Hemen Sason hastahanesine koştum. Herkes Acil’in girişinde toplanmış. Cenaze ise Morg da otopsi raporu için bekletilmekteydi. İçerden bir feryat sesi geliyordu. Sese doğru ilerlerledim kimse teselli edeyim dedim. Annesi gözyaşları içinde başını kaldırdı. Bana baktı. “vallah sen oğlumun arkadaşısın, seni çok seviyordu deyince; tükendim, boğazım düğümlendi. O’nu da teselli edecek gücüm kalmadı… Öylece kalakaldım.

Cenazeyle beraber Otopsi için Batman’a gittik. Otopsi bitince cenazeyi yıkayıp namazını kıldırdık ve son yolculuk için yola çıktık. Soğuk ve yağmurlu bir gecede gözyaşları içinde onu Yücebağ ziyaret mezarlığına defin ettik.

Acılar hep vardı ve hep var olacaklarda. Belki de insan en çok, bir daha sarılamayacağını bilmeden sarıldığı için yanar. O gün kendi evinden öylece kalkıp gidişin, sıradan bir ayrılık gibi değildi. Ne kapılar sert kapandı, ne de kelimeler birbirini yaraladı. Nede gece evin ışıkları yanabildi…

“Sonra konuşuruz” demiştik. Meğer bazı “sonra”lar hiç gelmezmiş. Ardından bakarken içimde tuhaf bir ürperti vardı. Sanki kalbim bir şeyleri sezmiş de dilim inkâr etmişti. Keşke o an, zamana karşı biraz daha inatçı olsaydım. Keşke oturup daha uzun konuşsaydık. Keşke susmak yerine içindeki bütün cümleleri dökseydin. Şimdi anlıyorum; insan en çok yarım kalan cümlelerden, yarım bırakılan sarılmalardan ve söylenmemiş “hakkını helal et”lerden yoruluyor.

Gidişin bir mevsim gibi değil, bir ömür gibi çöktü dostların sevdiklerin arasına. Evinden “bir sandalye boş kaldı, sofradan bir ses eksildi, bir gölge çekildi duvardan.” Kırgınlıklarımızı toprağa gömdük, hatıralarımızı başucumuza koyduk. İsmini dualarımızın arasına sakladık. Mekanın cennet olsun…

YORUMLAR

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

YAZARLAR
TÜMÜ

SON HABERLER