Pek çok insanın vicdanları ile cüzdanları arasında sıkışıp kaldıkları anlara tanık olabiliyoruz. Bir yanda vicdanı, ya da öte yanda cüzdanı tercih etmek. Bazen insanlar hayatları içinde böylesi zorlu sınavlarla karşı karşıya kalabiliyorlar.
Vicdan, kişinin kendi öz denetimi ya da davranışlarını doğruya dönük yargılaması ve ona göre davranışlar sergilemek üzere içindeki gizil güçtür diyebiliriz. Her insanda olması gereken bir durumdur aslında. Ancak, kişiler çoğu zaman hırslarına ve duygularına yenik düşerek bunu olumlu yönde kontrol altında tutamazlar. Yani kısacası vicdan sapması yaşarlar. Bunun sonucunda da hem yakın çevreleri hem de toplum tarafından yargılanırlar. Hatta bazen bu durum sosyal boyutu aşarak hukuksal bir boyuta geçer ve yasal yargılamayla da karşı karşıya kalınabilir.
Bana göre vicdan, bir özgürlüktür. Hani özgürlüğü tanımlarken bile sınır koyuyoruz ya, başkasının alanına girdiğimiz an bizim özgürlüğümüz biter diye… İşte vicdani özgürlüğün de bir sınırı olmalıdır. Vicdanlı davranmak hem kendine hem de karşındakine saygıyı gerektirir. Kendine saygın yoksa zaten başkasına da saygılı davranamazsın. İşte tam da bu anda vicdanının özgürlük sınırını aşmış olursun. Bunu aşmamak için çok adil davranmak ve kendinle birlikte herkesin haklarını koruma adına da adil olmak zorundasın.
Biraz da cüzdandan bahsedelim. Malum, cüzdan insanların varlıklarını içerisine koyup, onu koruyabilmek adına kullandıkları bir araçtır. Cüzdan ne kadar dolu olursa insanlar da o kadar mutlu olurlar. Bazen çok fazla dolu olan hatta cüzdana sığmayan varlıklar insanları mutsuz da edebilirler. Yani onu korumak ve kollamak da güçleşir. Vicdan da olduğu gibi -kontrol edemediğiniz güç güç değildir- mantığıyla düşündüğünüzde işler zorlaşır. Cüzdanlar, insanların yaşamlarıyla ilgilidir. Kimi zaman boş kimi zaman dolu olabiliyor. Boş olduğu zamanlar insanlar çoğunlukla mutsuz, dolu olduğu zaman ise çoğunlukla mutlu olmaz mıyız? Elbette ki öyledir.
Ya hiç cüzdanı olmayan hatta cebi bile olmayan insanları düşünürsek, orası daha vahim bir durum oluyor. İşte bu zamanlarda da yukarıda tanımladığımız gibi vicdanlar devreye girer. Varlıklı olanlar cüzdanları hatta cepleri olmayan insanlara yardım ve destek olmaya başlar. İşte bu durum tam da vicdanlı olmanın aslıdır.
İyi bir toplum, ahlaklı bir toplum, cüzdanıyla vicdanı arasına sıkışan bireyler yetiştirmek için mutlak olarak iyi bir eğitim almak gerek. İyi bir eğitim içerisinde de din, vicdan, ahlak, adalet, hak ve hukuk olmalıdır. Bunu başarabilen toplumlarda çürüme olmaz. İnsanlar yozlaşmaz, haksızlıklara direnirler. Ahlaklı ve vicdanlı hatta vicdan ile cüzdan arasına sıkışmayan toplumlar görmek mutlak dileğimizdir.

YORUMLAR