Geçen gün AVM’ye gittim. İçeri girmeden önce, kenarda köşeye gizlenmiş 9-10 yaşlarında bir çocuk gördüm. “Burada ne yapıyorsun?” diye sordum. Önce irkildi, sonra “Hiç, öyle takılıyorum.” dedi. Neyse, biraz ilerledim ve gizlenip çocuğu takip ettim.
Hemen çaprazda bir çocuk daha vardı. Bu iki çocuk gözcülük yapıyordu, başka bir çocukta AVM’nin önüne serilmiş meyveleri çalıyordu. Getirdiği meyveleri poşete doldurup hızla oradan uzaklaştılar.
Ben ise olduğum yerde kaldım. İçimde garip bir duygu vardı. Bir yanda “yanlış yapıyorlar” diyordum, diğer yanda “bu yaşta çocuklar neden böyle bir şey yapar?” sorusu zihnimi kurcalıyordu.
Biraz sonra çocuklar gözden kayboldu. AVM’nin ışıkları, kalabalığı, alışveriş telaşı devam ediyordu ama az önce gördüğüm manzara o gürültünün içinde sessizce büyüyordu sanki. Düşündüm… Bir çocuk durup dururken hırsızlık yapmaz. Ya açtır, ya ilgisiz bırakılmıştır, ya da yanlışın normal olduğu bir ortamda büyümüştür.
Asıl mesele çalınan birkaç meyve değildi. Asıl mesele, o çocukların kimsenin fark etmediği bir köşede büyüyor olmasıydı. Biz çoğu zaman sonucu konuşuyoruz ama sebebi görmezden geliyoruz. “Bu çocuklar neden böyle?” demek yerine “Bu çocukları bu hale kim getirdi?” diye sormuyoruz. Bugünün görmezden gelinen çocukları, yarının daha büyük sorunlarıdır.
İyi çocuklar yetiştirmek; sadece onları büyütmek değil, aynı zamanda hayata hazırlamaktır. Onlara vicdanı, merhameti ve sorumluluğu da vermeliyiz. Onların değeri, aldığı notlar değil, sergiledikleri tavırlardır. Paylaşmayı bilen, büyüğüne saygı duyan, küçüğünü koruyan bir çocuk yetiştirmek; toplumun geleceğini inşa etmektir.
Onlara zaman ayıralım. Dinleyelim, anlayalım, yanında olduğumuzu hissettirelim. Çünkü sevgiyle büyüyen bir çocuk, nefretin değil iyiliğin tarafında olur. İhmal edilen her çocuk, yarın toplumun bir yarası olabilir. Gelin, sadece başarılı değil; iyi ahlaklı ve vicdan sahibi çocuklar yetiştirelim. Çünkü, sorun bugünün çocukları değil; yarının insanlarıdır.

YORUMLAR