Batman büyüyor…
Yeni mahalleler kuruluyor, yüksek binalar yükseliyor, yollar genişliyor. Dışarıdan bakıldığında gelişen bir şehir görüntüsü var. Ama asıl soru şu:
Gerçekten gelişiyor muyuz, yoksa sadece beton mu çoğalıyor?
Bir şehri güçlü yapan yalnızca binaları değildir. Onu ayakta tutan; örfü, adeti, vicdanı, ahlakı ve insanlığıdır. Ne yazık ki bugün Batman’da en büyük kayıp, beton eksikliği değil; değerlerimizin sessizce elimizden kayıp gitmesidir.
Bir zamanlar bu şehirde komşunun kapısı kilitli olmazdı. Aç kalan çocuğu bütün mahalle doyurur, cenazede acı paylaşılır, düğünde herkes elini taşın altına koyardı. Bugün ise aynı apartmanda yaşayan insanlar birbirinin adını bile bilmiyor. Selam vermek azalıyor, komşuluk zayıflıyor, insanlar birbirine yabancılaşıyor.
Eskiden büyüklerin sözü dinlenirdi. Şimdi çocuklar ekranlara, gençler yalnızlığa teslim ediliyor. Anne babalar evlatlarına marka giydirmeye çalışırken; edebi, saygıyı, merhameti ve vicdanı öğretmeyi ihmal ediyor. Sonra da “Bu gençlik neden değişti?” diye soruyoruz.
Gençlik değişmedi… Biz onları yetiştiren değerlerden uzaklaştık.
Batman’ın en büyük sorunu sadece işsizlik, trafik ya da altyapı değildir. Asıl sorun; vicdanın sessizleşmesi, komşuluğun zayıflaması, akrabalığın çıkar hesabına dönüşmesi ve örf ile adetlerimizin unutulmaya başlamasıdır.
Bugün yüzlerce dernek, vakıf ve sivil toplum kuruluşu var. Peki kaç tanesi gençlere örf, adap, nezaket ve dayanışmayı öğretiyor? Kaç tanesi mahalle kültürünü yeniden canlandırmak için sahaya iniyor?
Toplum, açıklamalarla değil; örnek olmakla inşa edilir. Kültür, fotoğraf kareleriyle değil; yaşayarak korunur.
Hasankeyf’in taşlarında, Dicle’nin suyunda, Batman Çayı’nın kıyısında binlerce yıllık bir medeniyetin izi var. Bu mirası koruyamazsak çocuklarımıza modern binalar bırakırız ama kimliğini kaybetmiş bir şehir teslim ederiz.
Bugün kendimize şu soruyu sormalıyız:
Çocuğuma kaç yabancı dil öğrettim değil…
Kaç insani değer öğrettim?
Kaç paylaşım yaptım değil…
Kaç gönüle dokundum?
Unutmayalım…
Bir şehri ayakta tutan demir değil, ahlaktır.
Bir toplumu güçlü yapan para değil, vicdandır.
Bir milleti geleceğe taşıyan teknoloji değil, kültürüdür.
Batman’ın gerçek zenginliği petrolü değil; selamı eksik etmeyen insanı, büyüğüne hürmet eden evladı, komşusunu yalnız bırakmayan vicdanı ve yüzyıllardır yaşattığı örf ile adetleridir.
Eğer bu değerleri kaybedersek, sadece geleneklerimizi değil; Batman’ın ruhunu, hafızasını ve geleceğini de kendi ellerimizle kaybetmiş olacağız.

YORUMLAR