İnsan, bu dünyada sahip olduklarıyla değil, geride bıraktığı güzel izlerle hatırlanır.
Hayatın telaşı içinde çoğu zaman önemli olanı unutuyoruz. Makamların, unvanların, paranın ve sahip olduklarımızın peşinde koşarken bizi gerçekten insan yapan değerleri ikinci plana atabiliyoruz.
Oysa zaman, sahip olduğumuz birçok şeyi bizden alıp götürüyor. Makamlar değişiyor, unvanlar unutuluyor, servetler el değiştiriyor, alkışlar bir gün sona eriyor. Fakat bir insanın başka bir insanın hayatında bıraktığı güzel iz, yıllar geçse bile yaşamaya devam ediyor.
İnsanı değerli kılan da tam olarak budur.
Gerçek zenginlik, sahip olduklarımızın çokluğunda değil; sahip olduğumuz gönlün genişliğindedir. Gerçek başarı ise ne kadar yükseldiğimizden çok, yükselirken kimleri incitmeden yürüyebildiğimizle ilgilidir.
Bugün dünyanın belki de en fazla ihtiyaç duyduğu şey daha fazla söz değil; daha fazla vicdan, empati ve merhamettir.
Bir başkasının acısını anlayabilmek, haksızlığa uğrayanın yanında durabilmek, bize benzemeyeni dışlamak yerine anlamaya çalışmak ve ihtiyaç duyana karşılık beklemeden yardım etmek…
Bunlar belki büyük başarılar gibi görünmeyebilir. Ancak insan olmanın en değerli göstergeleri bunlardır.
Çünkü iyilik çoğu zaman sessizdir.
Kimsenin görmediği bir yerde yapılır, karşılığında alkış beklenmez. Fakat bir insanın hayatında bıraktığı etki yıllarca sürebilir. Bazen bir güzel söz, bazen bir yardım eli, bazen de yalnızca bir insanı gerçekten dinlemek, onun hayatında unutulmayacak bir iz bırakabilir.
Toplumların geleceğini de yalnızca ekonomik güçleri değil, sahip oldukları insani değerler belirler.
Saygının olduğu yerde güven, hoşgörünün olduğu yerde birlik, adaletin olduğu yerde umut vardır. Kin, nefret ve ayrışmanın büyüdüğü yerde ise kaybeden yalnızca bir kesim değil, bütün toplum olur.
Bu nedenle insanlığı büyük sözlerle değil, günlük hayatımızdaki davranışlarımızla yaşatmalıyız.
Bir teşekkür etmek, gerektiğinde özür dilemek, ihtiyaç sahibinin yanında olmak, haksızlık karşısında sessiz kalmamak ve kimse görmese bile doğru olanı yapmak…
Asıl mesele budur.
Çünkü insanın karakteri, özellikle kimsenin onu görmediği zamanlarda ortaya çıkar.
Güç elimizdeyken adil olabiliyor muyuz?
Bize faydası olmayan insanlara da aynı saygıyı gösterebiliyor muyuz?
Haksızlık karşısında susmak yerine doğru olanı savunabiliyor muyuz?
İşte bizi gerçekten anlatan cevaplar bunlardır.
Bir gün sahip olduğumuz makamlar, paralar, eşyalar ve unvanlar geride kalacak. Fakat bir insanın gönlünde bıraktığımız güzel iz, bizden sonra da yaşamaya devam edebilir.
Bu yüzden hayatta yalnızca kendimiz için değil, başkalarının hayatına değer katmak için de yaşamalıyız.
Çünkü insanın dünyadaki en büyük mirası, sahip oldukları değil; dokunduğu hayatlar, yaptığı iyilikler ve gönüllerde bıraktığı güzel izlerdir.
Bir gün herkes yaptıklarıyla değil, nasıl bir insan olduğuyla hatırlanacaktır.
Ve belki de bize kalacak en büyük miras, bütün unvanların ve bütün zenginliklerin ötesinde tek bir kelimedir:
İnsanlık.

YORUMLAR