Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Gazeteler Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir
Öztekin YILMAZ
Öztekin YILMAZ

ÖZTEKİN YILMAZ – BİR ZAMANLAR YUVA VARDI, ŞİMDİ HERKES KENDİSİNİ HAKLI ÇIKARMA DERDİNDE…

Bazen düşünüyorum…

Acaba ne zaman bu kadar değiştik?

Ne zaman birbirimizi dinlemeyi bıraktık?

Ne zaman fedakârlık “enayilik”, sabır ise “zayıflık” olarak görülmeye başlandı?

Türkiye’nin 81 ilini dolaşın…

İstanbul’un kalabalık sokaklarından Gaziantep’in mahallelerine, Batman’ın caddelerinden İzmir’in sahillerine, Trabzon’un yaylalarından Diyarbakır’ın sokaklarına kadar gidin…

İnsanların konuştuğu konular farklı olabilir ama içlerinde taşıdıkları dertlerin çoğu aynı.

Kimisi geçim derdinden yorulmuş…

Kimisi yalnızlıktan…

Kimisi ailesini ayakta tutmaya çalışmaktan…

Kimisi de dağılmış bir yuvanın enkazı altında yaşamaya çalışıyor.

Eskiden insanlar mutlu muydu?

Belki bugünkü kadar imkânları yoktu.

Belki ceplerinde para azdı.

Belki evleri küçüktü.

Ama insanların birbirine olan bağlılığı daha büyüktü.

Şimdi ise evler büyüdü, ekranlar büyüdü, şehirler büyüdü ama insanların birbirine olan tahammülü küçüldü.

Bir zamanlar insanlar “Nasıl düzeltiriz?” diye düşünürdü.

Şimdi birçok kişi “Nasıl vazgeçeriz?” diye düşünüyor.

İşte toplumun içini sessizce kemiren asıl mesele de budur.

Bugün kahvehanelerde oturan amcaların da, market sırasında bekleyen kadınların da, iş çıkışı evine dönen insanların da söylediği ortak bir cümle var:

“Eski huzur kalmadı…”

Bu söz sadece ekonomik sıkıntılar için söylenmiyor.

Bu söz aslında insanların ruh hâlini anlatıyor.

Çünkü insanlar artık birbirine güvenmekte zorlanıyor.

Kimse kimsenin ne düşündüğünü bilmiyor.

Kimse kimsenin ne hissettiğini anlamaya çalışmıyor.

Herkes konuşuyor…

Ama çok az insan dinliyor.

Sosyal medya her gün insanlara yeni hayatlar gösteriyor.

Yeni hayaller…

Yeni hevesler…

Yeni özentiler…

Ama kimse ekranın arkasındaki yalnızlıkları göstermiyor.

Kimse geceleri sessizce ağlayan insanları göstermiyor.

Kimse dağılan ailelerin ardından yaşanan pişmanlıkları göstermiyor.

Kimse çocukların kırılan dünyasını göstermiyor.

Çünkü bunlar paylaşılmıyor.

Bunlar filtrelenmiyor.

Bunlar beğeni toplamıyor.

Oysa hayat, sosyal medya ekranlarından çok daha gerçek.

Bugün birçok insan özgürlükten söz ediyor.

Özgürlük elbette herkesin hakkıdır.

Kadının da hakkıdır, erkeğin de hakkıdır.

Ancak özgürlük; sorumlulukları yok saymak değildir.

Birlikte yaşamanın da kuralları vardır.

Evliliğin de sorumlulukları vardır.

Ailenin de yükleri vardır.

Sevginin de bedeli vardır.

Bugün insanlar sadece haklarını konuşuyor.

Peki ya görevler?

Peki ya fedakârlık?

Peki ya vefa?

Peki ya zor günlerde yanında durabilmek?

İşte tam da burada toplumun büyük bir kısmı aynı soruyu soruyor:

“Neden herkes kendisini düşünüyor?”

Çünkü artık insanlar haklı çıkmayı, mutlu olmaktan daha önemli görmeye başladı.

Herkes kazanmak istiyor.

Ama kimse ilişkiyi kurtarmaya çalışmıyor.

Herkes konuşuyor.

Ama kimse anlamaya çalışmıyor.

Herkes kendi penceresinden bakıyor.

Ama kimse karşı tarafın manzarasını görmek istemiyor.

Sonra da yalnızlık büyüyor.

Kırgınlık büyüyor.

Öfke büyüyor.

Ve en sonunda insanlar birbirine yabancılaşıyor.

Bugün ülkenin hangi şehrine giderseniz gidin aynı serzenişi duyarsınız.

“İnsanlık değişti…”

Belki de insanlar değişmedi.

Belki sadece değerlerimizi yavaş yavaş kaybettik.

Saygıyı kaybettik.

Vefayı kaybettik.

Sabretmeyi kaybettik.

Birbirimizi anlamaya çalışmayı kaybettik.

Ve ne yazık ki bunlarla birlikte huzuru da kaybetmeye başladık.

Kimse kusursuz değil.

Ne kadınlar kusursuz…

Ne erkekler…

Ne eşler…

Ne evlilikler…

Ama kusursuz olmamak, vazgeçmek için bir sebep değildir.

Çünkü hayat zaten yeterince zor.

Dışarıda ekonomik mücadele var.

Gelecek kaygısı var.

İş stresi var.

Hayatın yükü var.

Böylesine ağır bir dünyada insanların birbirine sığınması gerekirken, birbirinden uzaklaşması insanın içini acıtıyor.

Belki de bugün yeniden konuşmamız gereken şey tam olarak budur.

Daha çok sevgi…

Daha çok anlayış…

Daha çok saygı…

Daha çok empati…

Çünkü güçlü aileler olmadan güçlü toplumlar kurulamaz.

Ve unutmayalım…

Bir ülkenin gerçek zenginliği binaları değildir.

Yolları değildir.

Köprüleri değildir.

O ülkenin gerçek zenginliği; huzurlu evleri, güçlü aileleri ve birbirine güvenen insanlarıdır.

İşte bugün özlemini çektiğimiz şey de tam olarak budur:

Biraz daha anlayış…

Biraz daha vefa…

Biraz daha insanlık…

YORUMLAR

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

YAZARLAR
TÜMÜ

SON HABERLER