Bir gün fakire aşkı sormuşlar.
“Bir dilim ekmektir.” demiş.
Çünkü aç insan bilir; bazen insanın en çok sevdiği şey, ona hayat verendir.
Zengine sormuşlar.
“Bir hevestir.” demiş.
Çünkü her şeye kolay ulaşanlar, çoğu zaman hiçbir şeyin kıymetini tam anlayamaz.
Deliye sormuşlar.
Gözlerini uzaklara dikmiş, “Beni deli edeni çağırın.” demiş.
Çünkü bazı aşklar anlatılmaz, yaşanır. Bazı yaraların dili yoktur.
Ama bunlar dünyanın aşkları…
Gelin, biraz da kalbe dokunan aşklardan bahsedelim.
Aşkı Bilal-i Habeşi’ye sorun.
Çünkü sevgilisinin ardından okuduğu ezan, asırlar geçmesine rağmen hâlâ insanların yüreğini titretiyor.
Aşkı Hz. Yakup’a sorun.
Yıllarca oğlunun kokusunu özledi. Her gelen kervanda Yusuf’u aradı. Umudunu kaybetmedi. Çünkü aşk, bazen dönmeyecek gibi görünene bile inanabilmektir.
Aşkı Hz. Yusuf’a sorun.
Kuyu karanlıktı, zindan soğuktu ama kalbi aydınlıktı. Çünkü aşk, insanın içindeki güzelliği koruyabilmesidir.
Aşkı Mevlânâ’ya sorun.
Bir ömür boyu sevgiyi anlattı. Dönüp duran semazenler aslında şunu söylüyordu: “İnsan sevdiğinin etrafında döner.”
Aşkı Yunus Emre’ye sorun.
Bir cümleyle bütün kitapları susturdu: “Yaratılanı severim Yaradan’dan ötürü.”
Aşkı annelere sorun.
Çocuğu ateşlendiğinde kendi ateşi çıkmış gibi telaşlanırlar. Sabah olana kadar başında beklerler. Çocuk uyur, anne uyuyamaz. İşte aşk biraz da budur.
Aşkı babalara sorun.
Belki sevgilerini çok gösteremezler ama yıllarca sırtlarında taşıdıkları yükün adı çoğu zaman sevgidir.
Aşkı öğretmene sorun.
Bir öğrencisinin yıllar sonra iyi bir yere geldiğini duyduğunda gözlerinin dolmasının sebebi maaş değildir. Emektir, sevgidir, inanmaktır.
Aşkı yaşlı bir çifte sorun.
Birbirlerinin yüzündeki kırışıklıkları ezbere bilirler. Gençlik gider, güzellik gider ama alışmak gitmez. Çünkü aşk bazen aynı çayı elli yıl birlikte içebilmektir.
Aşkı toprağa sorun.
Bir tohumu yıllarca bağrında taşır, sonra onu çiçek olarak geri verir.
Aşkı Mecnun’a sorun.
Leyla’nın adını duyunca çöllere düşmesinin sebebi güzellik değildi. Onun gönlünde Leyla artık bir isimden fazlası olmuştu.
Velhasıl…
Aşk, sadece birini sevmek değildir.
Aşk; Bilal’in ezanındaki hasret, Yakup’un gözündeki yaş, Yusuf’un sabrı, annenin duası, babanın sessiz fedakârlığı, öğretmenin ümidi, dedenin tebessümüdür.
Gerçek aşk, sevdiğinin yanında gülebilmekten çok, yokluğunda da ona sadık kalabilmektir.
Çünkü aşk; dilde bir kelime değil, ömre yayılan bir hâlidir.

🌹🌹