Aziz milletim…
Değerli okurlarım…
Bir Kurban Bayramı daha geçti…
Minarelerden yükselen tekbirler gökyüzünü doldurdu…
Mezarlıklarda dualar edildi…
Anneler evlatlarını bekledi…
Babalar bayram sofralarında eksilen sandalyelere bakıp sessizce iç çekti…
Çocuklar yeni kıyafetlerinin heyecanını yaşarken, milyonlarca insan yüreğinde yine aynı özlemi taşıdı:
Huzur…
Birlik…
Kardeşlik…
Ama ne yazık ki bu ülke, bayram sabahında bile özlediği o tabloyu göremedi…
Televizyon ekranlarında her gün “kardeşlik”, “birlik”, “barış” ve “millet iradesi” diyen siyasetçiler, bayramda bile birbirlerinin kapısını çalmadı…
Aynı ülkenin ekmeğini yiyenler, aynı bayrağın altında yaşayanlar, aynı ezanın sesiyle büyüyenler; farklı düşüncelere rağmen aynı sofrada buluşmayı yine başaramadı…
Ve artık bu milletin vicdanında tek bir soru yankılanıyor:
“Bayramda bile bir araya gelemeyenler, yarın bu ülkeye nasıl huzur getirecek?”
Çünkü siyaset sadece kürsülerden öfke kusmak değildir…
Siyaset; gerektiğinde susabilmek, gerektiğinde tokalaşabilmek, gerektiğinde millete örnek olacak bir olgunluk gösterebilmektir.
Ne yazık ki yıllardır bu ülkeye hakim olan sert dil, sadece siyaseti kirletmedi…
Toplumun kalbini de yordu…
İnsanların birbirine olan tahammülünü azalttı…
Aynı mahallede büyüyen insanları bile birbirine yabancı hale getirdi…
Bugün aynı apartmanda yaşayan insanlar birbirine selam vermekten çekiniyor…
Aynı sokakta büyüyen dostluklar siyasi ayrılıklar yüzünden parçalanıyor…
Hatta bazı aile sofralarında bile artık siyaset konuşulunca sessizlik çöküyor…
Oysa bayram dediğimiz şey;
İnatlaşmanın değil, helalleşmenin zamanıdır…
Kırgınlık büyütmenin değil, gönül almanın zamanıdır…
Kin tutmanın değil, sarılmanın zamanıdır…
Çünkü bayram;
Bir annenin gözyaşında saklı duadır…
Bir babanın suskunluğunda gizlenen özlemdir…
Bir yetimin başını okşayan merhamettir…
Bir yoksulun kapısını çalan vicdandır…
Ve unutulmamalıdır ki;
Bu toprakları ayakta tutan şey sadece siyaset değildir…
Bu milleti bir arada tutan şey; merhamet, vicdan, inanç ve kardeşlik hukukudur…
İslam’ın özü ayrıştırmak değil birleştirmektir…
Kur’an’ın çağrısı kin değil adalettir…
Peygamber Efendimiz’in (S.A.V.) ümmetine bıraktığı en büyük emanet ise kardeşlik ahlakıdır…
Bugün insanlar bağıran siyasetçiler görmek istemiyor…
İnsanlar artık öfke değil umut duymak istiyor…
Kavga değil huzur görmek istiyor…
Çünkü bu millet yıllardır gerilimden yoruldu…
Bu ülkenin çocukları artık korkuyla değil umutla büyümek istiyor…
Ve artık herkes şunu açıkça görüyor:
Bayramda bile aynı sofraya oturamayanların, topluma kardeşlik anlatması her geçen gün daha da zorlaşıyor…
Bu ülkenin yeni bir dile ihtiyacı var…
Bu milletin yeniden birbirini anlamaya ihtiyacı var…
Çünkü aynı kıbleye dönen, aynı bayrağa bakan, aynı toprağa gözyaşı döken insanların birbirine düşman olmaya değil; yeniden birbirine sarılmaya ihtiyacı vardır…
Belki de bu bayramdan geriye kalan en büyük gerçek şudur:
Bir ülke ancak gönüller birleşirse huzura kavuşur…
Ve bir millet ancak birbirinin acısını hissedebildiği gün gerçekten kardeş olabilir…

YORUMLAR