İnsanlar nefisleri dolayısıyla hata yaparlar. Bu hata başkalarına zarar verebilir. Böyle bir durumda zarara uğrayanın zararının giderilmesi gerekir ki bu tatbikata, yani hakkın sahibine teslimine adâlet denir.
Hak kişisel, yani nefisler ve bedensel. Bir olaydır. Adalet toplumsaldır. Hak kelimesinden türeyen hukuk ise adaletin dağıtıldığı kanunlar manzumesidir. Bu hukuk ya İlahi hukuktur ya da insanların kendilerinin yazmış oldukları beraber yaşama prensipleridir ki adaleti insanlar kendi bilgi, deneyim ve vicdani olarak verirler.
Adaleti dağıtanların ve güçlülerin adil olmadıkları ortamlarda, zayıfların hakları korunamadığı için adalet mekanizması yara alır ve böyle toplumlarda adalet ve hakkın yerine haksızlık ve zulüm hâkim olur. Hakkı yenen ve haksızlık yapılan kişi mazlum, hak yiyen ve haksızlık yapan kişi ise zulüm yaptığı için zalim konumuna düşer. Zulmün hüküm sürdüğü toplumlarda mutlu olmak mümkün değildir.
Adaletin ve hukuksuzluğun hâkim olduğu toplumlar yıkılmaya mahkumdurlar. Adaletsiz bir idare halkın ve insanlığın ortak adaleti tarafından adaletle bir gün mutlaka yıkılır. Çünkü ilahi adalet güçlünün değil, haklı olan güçsüzlerin yanındadır. Bu yüzden Allah c.c. bütün dünya düşmanınız olsa ben yanınız dostunuz isem yeterim. Eğer bütün dünya dostunuz olsa ben düşmanınız olsam yine yeterim buyurmaktadır. Yani bunun anlamı adaletli olun ve dost olarak beni seçin ki, dünya ve ahirette mutlu olun buyurmaktadır.
3/ÂLİ İMRÂN-18: Allah, şehâdet (şahitlik) etti: Muhakkak ki O’ndan başka ilâh yoktur. Melekler ve ilim sahipleri de adaletle kâim oldular (şahit oldular) ki, O’ndan başka ilâh yoktur, (O) Azîz’dir, Hakîm’dir.
Gerçek adaletin sahibi Allah’tır. Bu adaletini kul eliyle dağıtır. Her devirde tasarruf rızasına sahip resullerinden bir tanesini devrin imamı olarak seçer ve onun eliyle insanlığa gerçek adaleti dağıtır. Adaletin hâkim olduğu toplumlarda haksızlık ve zulüm olmaz. Bu toplumlar hep huzurlu ve mutludurlar.
-5/MÂİDE-8: Ey âmenû olanlar (Allah’a ulaşmayı, teslim olmayı dileyenler)! Allah için kavvâmîn olun (hakkı ayakta tutun)! Adaletli şâhidler olun! Ve bir topluluğa karşı duyduğunuz kin, sizi adaletten saptırmasın. Adil davranın! O takvaya en yakın olandır. Allah’a karşı takva sahibi olun. Muhakkak ki Allah, yaptıklarınızdan haberdar olandır.
-5/MÂİDE-42: Yalan söylemek için dinleyenler, çok haram yiyenler, sonra da (Tevrat’ın hükmüne razı olmayıp) eğer sana gelirlerse, o taktirde onların arasında hüküm ver veya onlardan yüz çevir. Ve eğer, onlardan yüz çevirecek olursan artık sana asla (hiç) bir şeyle zarar veremezler. Ve şayet, aralarında hükmedecek olursan, o taktirde adalet ile hükmet. Muhakkak ki Allah muksıtîn (âdil) olanları sever.
-10/YÛNUS-47: Her ümmetin bir resûlü vardır. Onlara, resûlleri geldiği zaman onların aralarında adaletle hükmolundu. Onlara zulmedilmez.
-7/A’RÂF-159: Ve Musa (A.S)’ın kavminden bir ümmet vardır. Hakk’a hidayet ederler (hidayete ulaştırırlar). Ve onunla (hak ile) adaletle hükmederler.
-7/A’RÂF-181: Ve yarattıklarımızdan bir ümmet vardır ki, Hakk’a (Allah’a) ulaştırırlar ve onunla adaletle hükmederler.
İşte gerçekten anında Allahû Teâlâ adaleti yerine getirir. Dünya üzerindeki adalet, insanların takdiriyle gelişir ama gerçek adalet Allah’ın takdiriyle gelişi, Allahû Teâlâ’nın hepinize verdiği emir odur ki; sakın bir adaletsizliğe sebebiyet vermeyesiniz. Adil olmalısınız. Kendi kendinizi haksızken haklı kabul etmemelisiniz. Kimsenin hakkını yememelisiniz. Allah razı olsun.

YORUMLAR