Abdullah ÖCALAN’ın eski avukatlarından Kürt siyasetçi Mehdi ÖZTÜZÜN, 2024 yerel seçimleri öncesinde DEM Parti’nin Batman teşkilatı üyelerince yapılan önseçim sonucunda oyların yüzde 80’ini alarak DEM’in Batman Belediye eş başkan adayı olmuş ancak seçime 19 gün kala parti tarafından adaylığı geri çekilmişti.
Önseçimin hemen ardından parti yönetimiyle kamuoyuna yansıyan anlaşmazlıklar yaşayan ÖZTÜZÜN’ün adaylığının geri çekilmesinde son nokta, aynı seçimlerde HÜDA PAR’ın Batman Belediyesi başkan adayı ve aynı zamanda da Batman milletvekili olan Serkan RAMANLI ile Batman Petrolspor’un bir maçını tribünde izlerken yan yana görüldükleri bir fotoğrafın sosyal medyada gündeme gelmesi oldu.
Belediye başkanlıklarına biri kadın biri erkek olmak üzere iki eş başkan adayıyla giren DEM Parti, ÖZTÜZÜN’ün adaylığını iptal etmesi sonrası 2024 yerel seçimlerinde Batman’da tek adayla girmiş oldu. DEM’in bu durumda olduğu tek il olan Batman’da, partisinin aynı zamanda resmi adayı da olan diğer eş başkan adayı Gülistan Sönük, yüzde 64,52 ile seçimi kazanmıştı.
Batman Belediye başkanlığına seçilen SÖNÜK’ün yerine Kasım 2024’te kayyım atandı. Aynı gün DEM Partili Mardin Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet TÜRK ile DEM Partili Şanlıurfa Halfeti Belediye Başkanı Mehmet KARAYILAN’ın da yerlerine kayyım atanmıştı.
ÖZTÜZÜN, adaylığının geri çekilmesinden iki gün önce “Çatışmaların sona ermesi, ÖCALAN’la müzakerelerin yapılması” vurgulu bir açıklama yaparak şunları söylemişti: “Ülkedeki çatışmalı sürecin bitmesine hizmet edecek bir çıkış yapmak istedik. Yoksul halk çocukları hala toprağa verilmesin. Bunun onurlu bir barışla sonuçlanması tüm sorunları minimize edecek. “İmralı’da bir özgür insan var. Hem projeleri var hem etkisi ve gücü var. Silahlı güçler üzerinde, halk üzerinde etkisi var. Bir an önce bir müzakere, bir diyalog süreci başlatılırsa; bir hafta içinde Kürt-Türk ilişkilerini rayına oturturuz. Buradan bütün Türkiye halkları kazanır. Türk Kürt’süz, Kürt Türk’süz özgür olamaz. Hep beraber özgürleşeceğiz. Hep beraber gönüllü eşitlik temelinde yaratacağız. Bu şartları yaratacak özgür insan İmralı’da.
“İmralı’da özgür insanla 20’nin üzerinde görüşme yaptım. Çok iddialı ve çok çalışan bir insan, kendine güvenen bir insan. Onun düşüncelerini halka taşımamak halka yapılacak en büyük ihanettir. Ben o yola girmedim, girmeyeceğim. İmralı’da özgür insanla bir görüşme olanağı yaratılırsa şu anda seçim çalışmalarını bırakır giderim.
“İmralı’da özgür insan şunu söylüyor: Beni değil düşüncelerimi dışarı çıkarın. Bu çok tarihi bir söz. Bu düşünceler, Türkiye halkının evet diyebileceği düşünceler. Birlikte yaşamayı savunur, eşitliği savunur. Bunun Türkiye halkına anlatılması lazım, bizim siyasetimizin rolünün o olduğu kanısındayım.”
ÖZTÜZÜN, kendisinin bu çıkışından 7 ay sonra MHP lideri Devlet Bahçeli’nin TBMM açılışında DEM Partililerle tokalaşmasıyla başlayan süreç hakkında ilk kez Serbestiyet’e konuştu.
“YEREL SEÇİM ÖNCESİ ÖCALAN’IN PROJE VE GÜÇ SAHİBİ OLDUĞUNA DİKKAT ÇEKTİM”
O dönem de bu seçimin kanın durmasına, onurlu bir barışa hizmet edecekse bizim için bir anlamı olacağını vurguladık, Kürt-Türk ilişkilerinin rayına oturtulmasına ve bu konuda Öcalan’ın proje ve güç sahibi olduğuna dikkat çekmeye çalıştık. Bu nedenle şimdi buna yoğunlaşmamız gerektiği düşüncesindeyim.
Ortadoğu’da deyim yerindeyse bir Nuh tufanının yaklaştığını ve halkları bundan koruyacak cesur bir atılımın yapılması gerektiğini düşünüyorum. MHP lideri Bahçeli’nin başlattığı, Cumhurbaşkanı’nın da destek verdiği, ÖCALAN’ın cesaret ve kararlılıkla çağrı yaptığı, PKK’nin de pratikleştirdiği geçiş adımları coğrafyamızda heyecan ve umut yaratmıştır. Bunu büyütüp olumlu sonuca ulaştırmak için herkesin destek ve katkı sunması gerekmektedir.
“ÇIKARILACAK YASA PKK’NİN YÖNETİM KADEMESİNİ DE KAPSAMALI”
Şu an bir çatışmasızlık süreci var. Bunu negatif barış olarak da adlandırabiliriz. Bu dönemde ara dönem yasaları çıkarılmalıdır. Süreç için kurulan Komisyon’dan beklenen budur.
Yetkili makamlarda olanlar cesur davranmalı. PKK militanlarının ülkeye dönüp siyaset yapabilmelerini düzenleyecek bir yasa gerekli. Meclis Başkanı Numan KURTULMUŞ, suça bulaşmış PKK’lilerle ilgili düzenlemenin sorun olacağı açıklaması yapmıştı. Bu tarihi dönemde ancak cesur adımlar atılarak barışın sağlanabileceği ve yasanın yönetim kademesi dahil herkesi kapsaması gerektiği kanısındayım.
Bu toplumsal bir sorunun çözümü. Kimse kendi bireysel çıkarı için silah almış değil. PKK, “Önderimizin çağrısıyla artık demokratik siyasi mücadele yürütmek istiyoruz” diyorsa bunun yolu açılmalı.
“CUMARTESİ ANNELERİ, BARIŞ ANNELERİ VE DİYARBAKIR ANNELERİNİ ORTAKLAŞTIRABİLMELİYİZ”
Komisyon’un kurulması çok önemli ve tarih. Ancak Komisyon toplantısında bir barış annesinin, evladını kaybetmesine rağmen hala barış diyen bir annenin Kürtçe konuşmasının kesilmesi gibi hareketler doğru değil. Bu süreçte hassas davranılmalı, bu tür hareketlerden kaçınmaya dikkat edilmeli.
Negatif ve pozitif barış arasındaki ara dönemde yapılması gereken çok önemli işlerden biri de Cumartesi Anneleri, Barış Anneleri ve Diyarbakır Annelerini ortaklaştırabilmek. Bu ara dönemde hem yasal düzenlemeler hem de Kürt’ün ve Türk’ün duygusal bütünleşmesini sağlayacak güven verici atılımlar yapılmalı. Bu barışın toplumsallaşmasını sağlayacaktır.
“ÖCALAN’IN MUTUALIST SİMBİYOTİK PARADİGMASI KÜRT-TÜRK İLİŞKİLERİNİ RAYINA OTURTMA FORMU”
Yakın tarih antagonist -çatışmacı- ilişki üzerinde şekillendi. ÖCALAN bunu karşısında paradigmasını simbiyotik ilişki üzerinden geliştirdi. Antagonist ilişki; çatışma demek, yıkım demek, birbirini yok etmek demek. Mutualist simbiyotik ilişki ise birbirini besleme ve karşılıklı yarar üzerine kurulu.
Ekim 2023’ten sonra Gazze’de olanlar, devletlerin artık bir sınır ve insan hakları kriteri tanımadıklarının göstergesidir. Antagonist ilişkide İsrail’in var olabilmesi için Filistin’in yok olması; Filistin’in var olması için İsrail’in yok olması gerekir noktasına geldi. Bu tamamen antagonist ilişkiye acı bir örnektir.
ÖCALAN’ın geliştirmeye çalıştığı mutualist simbiyotik paradigma, iki tarafın birbirini besleyerek güçlendireceği Kürt-Türk ilişkilerini rayına oturtma formudur. Buradaki simbiyotik ilişkinin enstrümanı müzakeredir.
“MÜZAKERE ‘TÜRK’ÜN KAYGISI İLE KÜRT’ÜN ONURU DENGESİ’Nİ OLUŞTURMAKTIR”
Müzakere; pazarlık değil, gerekliliktir. Müzakere; birbirini anlamaya çalışmaktır, empati kurmaktır. “Türk’ün kaygısı ile Kürt’ün onuru dengesi”ni oluşturmaktır.
Sadece bugünü kurtarmak için değil, geleceği inşa etmek için de müzakere yapılır. Güce dayalı çözümlerde bugünü kurtarabilirsiniz ama geleceği kuramazsınız.
“ÖCALAN, İMRALI’DAKİ GÖRÜŞMELERİMİZDE ‘BOŞ HAVUZDA YÜZMEM İSTENİYOR’ DERDİ”
MHP lideri BAHÇELİ’nin, “Barış tek kanatlı kuş değildir. Bir kanat ÖCALAN’ın yaptığı çağrı ve fesih kararıyla kendisini gösterdi. İki kanadı millet olarak hep birlikte gövdeye getirmeliyiz” sözü çok önemli. ÖCALAN ile İmralı’da 20’nin üzerinde görüşmem oldu Öcalan şunu dile getiriyordu: “Boş bir havuzda yüzmem isteniyor. Suyun olmadığı havuzda nasıl yüzülebilir.”
Bunun için müzakere şarttır. Bu nedenle ÖCALAN’a özgür çalışma koşulları sağlanmalı, istediği kişilerle müzakere edebilmelidir. Emperyal planları ve senaryoları boşa çıkarabilmek için cesur ve kararlı davranılmalıdır.
“KOMİSYON’UN ÖCALAN’I DİNLEMESİ ZORUNLULUK”
Samimi müzakere gerekiyor. Kürt ve Türk birbirine mecbur. Komisyon’un ÖCALAN’ı dinlemesi zorunluluktur. PKK ve ÖCALAN sadece Kürtler için değil Türkler ve Ortadoğu halkları için şanstır. ÖCALAN’ın kurucu önder olduğu PKK hiçbir zaman ne Türk’e ne de başka bir ulusa düşmanlık yapmadı. Ulusal bilinç oluşturma konusunda Türk’ü düşman göstermedi. ÖCALAN ya da herhangi bir PKK yöneticisi hiçbir zaman Türklüğe yönelik düşmanca açıklama yapmadı.
“ÖCALAN KAPİTALİST MODERNİTEYE KARŞI ‘DEMOKRATİK MODERNİTE’ DİYOR”
ÖCALAN, kapitalist modernitenin dünyayı yaşanılmaz hale getirdiğini, buna karşı demokratik moderniteyi inşa etmeye çalışmanın zorunluluk olduğunu dile getiriyor. Bunu da simbiyotik ilişki ve müzakere ile oluşturmaya çalışıyor.
Kadın-erkek ilişkilerinde de bunu öneriyor. Sümer mitolojisinde kadın tanrıça ile erkek arasındaki ilişki antagonist ilişkidir. Kadın tanrıça gece bir erkek ile beraber oluyor, sabah vakti erkeği öldürüyor. Gılgamış bundan kaçıp sonra da iktidarı ele geçiriyor. O da kadına ait her şeye el koyuyor. Bu antagonist ilişki, kadın-erkek ilişkilerine de simbiyotik ilişki ve bağlantılı olarak müzakere öneriyor. Birbirini yok etme değil, birbirini besleme.
“SDG, ROJAVA’DAKİ ‘DEMOKRATİK ULUS MODELİ’ TECRÜBESİYLE DEMOKRATİK BİR SURİYE İNŞASINA KATKI SAĞLAYACAK”
SDG ile Suriye geçici hükumeti arasında yapılan görüşmenin olumlu geçmiş olması umut verici bir gelişme. Demokratik bir Suriye’nin inşası, ülkedeki tüm inanç grupları ile etnisitelerin kimlikleriyle huzurlu yaşayabilecekleri bir ülke olması yönünden de çok önemli bir adım.
Entegrasyon aynı zamanda yeni Suriye’nin inşasında yer almak anlamına da gelir. SDG’nin, demokratik bir Suriye’nin inşasına, Rojava’da uygulamaya çalıştığı “demokratik ulus modeli” tecrübesiyle çok olumlu katkı sunacağı kanısındayım. SDG aynı zamanda Aleviler, Dürziler ve Şam’la problem yaşayan diğer topluluklarla ilgili de olumlu bir rol oynayacaktır.
Ayrıca bu ön anlaşma ve müzakere konusunda Türkiye’nin de olumlu rol oynayacağını düşünüyorum ve bu gelişme ülkede devam eden süreci de hızlandıracağı için umudum artıyor.
“ÖCALAN, ROJAVA’YA ‘ŞAM’A ENTEGRE OL’ DEDİ”
Bugünkü dünyada maalesef silahlı savunma önemli ama silahla ülkeler korunmuyor. SSCB dünyada ABD ile eşit bir silahlı ve teknolojik güce sahipken parçalandı. Ülkeleri parçalanmaktan asıl kurtaracak olan ise yurttaşlarının anlam, duygu ve zihniyet birliğidir.
ÖCALAN’ın yaptığı çağrı, Kürtlerin yurdu olan dört parçayı da kapsıyor. ÖCALAN, 2000’li yıllarda da çözüm modeli önermişti. Türkiye için “demokratik cumhuriyet”, Irak için federal yapı, İran için demokratikleşme, Suriye için -o dönem Rojava örgütlenmesi yoktu- Kürtlerin kimlik sahibi olması.
Bu dönem yaptığı çağrı da tüm Kürdistan parçalarınadır. Bu çağrı stratejiktir. Rojava da bu çağrıdan azade değildir. Çağrı, Rojava’yı da kapsıyor: Mevcut devletle demokratik entegrasyon. ÖCALAN, SDG’ye, “Mevcut devletle demokratik entegrasyonu uygula. Devlet seni ve haklarını kabul edecek, sen de entegre ol Suriye’nin yeniden inşasına katıl” demiş oldu.
“ROJAVA TÜRKİYE ÜZERİNDEN DÜNYAYA AÇILMALI”
2015 yılında ANF ile yaptığımız bir röportajda şunu dile getirmiştik: “Ey Türkiye Cumhuriyeti yetkilileri, sizin vereceğiniz kararın ülkemizin ve Ortadoğu’nun geleceğine olumlu veya olumsuz etkisi olacak. Hangi YPG? ÖCALAN’ın demokratik ulus perspektifine bağlı, halklarla beraber yaşamı savunan bir YPG mi? Küresel güçlerin etkisinde ve halklarla sorun yaşayabilecek bir YPG mi?” Maalesef verilen karar bugünkü şartları yarattı, maalesef çok aktörlü oldu. Bu kez yanlış karar verilmemeli.
Cumhurbaşkanı’nın meclis açılışında söylediği, “Sınırlarımız dışındaki Kürtlerin de hamisi ve kardeşiyiz” sözünün gereği yerine getirilmeli. Rojava, Türkiye üzerinden dünyaya açılmalı. Olması gereken ve tarihin akışına uygun olan bu. Nefessiz bırakılırsa Rojava’nın farklı yolları olur. Bu Kürt’ün de Türk’ün de yararına değildir.
Kürt’ü, Türk’ü, Arap’ı, biz birbirimize mecburuz diyen ÖZTÜZÜN, büyük güçlerin çıkar senaryolarını boşa çıkarmak için daha cesur ve kararlı davranmalıyız. Bu sadece ülkemiz için değil yaşanabilir bir Ortadoğu için de milat olacaktır ifadelerini kullandı.
