Bazı şehirler yoksuldur…
Bazı şehirler zengindir…
Batman ise ikisini de aynı anda yaşayan ender şehirlerden biridir.
Bir tarafta evine ekmek götürmenin hesabını yapan aileler…
Diğer tarafta milyonların konuşulduğu karanlık bir para trafiği…
Bir tarafta devletin sosyal yardım kapısını çalan insanlar…
Diğer tarafta yasa dışı servetlerin büyüttüğü gösterişli hayatlar…
İnsan dönüp şu soruyu sormadan edemiyor:
Biz gerçekten fakir bir şehir miyiz, yoksa fakir bırakılmış bir şehir mi?
Valiliğin açıkladığı sosyal destek rakamları, üzerinde uzun uzun düşünülmesi gereken bir tablo ortaya koyuyor. Aynı günlerde açıklanan 617 milyon liralık yasa dışı bahis operasyonu ise bu tablonun diğer yüzünü gösteriyor.
İki haber…
Tek şehir…
Ve birbirine tamamen zıt iki hayat.
Bir çocuk, okul çantasına koyacağı beslenmeyi düşünürken…
Bir başkası, bir gecede milyonlar kazandıracağı yalanıyla yasa dışı düzenlerin ağına çekiliyor.
Bir anne, elektrik faturasını nasıl ödeyeceğini hesap ederken…
Birileri milyonları birkaç banka hesabı arasında dolaştırıyor.
İşte insanın canını acıtan da bu adaletsizliktir.
Çünkü mesele sadece yoksulluk değildir.
Asıl mesele, zenginliğin toplumun tamamına değil, yanlış ellere akıyor olmasıdır.
Batman’ın sokaklarında lüks araçlar da var…
Borç yüzünden evine huzursuz dönen babalar da…
Gösterişli düğünler de var…
Çocuğuna bir çift ayakkabı alamayan aileler de…
Bir yanda israf…
Diğer yanda ihtiyaç…
Bir yanda şatafat…
Diğer yanda sessiz bir yoksulluk…
Aynı cadde üzerinde iki farklı Batman yaşıyor.
Ve belki de en tehlikelisi, bu manzaraya alışıyor olmamızdır.
Oysa normal olan; yardım rakamlarının değil, üretim rakamlarının konuşulmasıdır.
Normal olan; operasyon haberlerinin değil, yeni fabrikaların açılışlarının manşet olmasıdır.
Normal olan; gençlerin yasa dışı bahis dosyalarında değil, üniversitelerde, atölyelerde, fabrikalarda ve girişimcilik hikâyelerinde yer almasıdır.
Bugün Batman’ın ihtiyacı sadece ekonomik kalkınma değildir.
Batman’ın en büyük ihtiyacı adalet duygusunun güçlenmesidir.
Çünkü insanlar, alın teriyle çalışanla kısa yoldan servet elde eden arasında büyük uçurumlar gördükçe umutlarını kaybeder.
Umut kaybolduğunda ise yoksulluk sadece cüzdana değil, zihinlere de yerleşir.
Ben Batman’ın kaderinin bu olduğuna inanmıyorum.
Bu şehir petrolün şehridir…
Bereketli toprakların şehridir…
Çalışkan insanların şehridir…
Genç nüfusuyla Türkiye’nin en büyük potansiyellerinden biridir.
Batman’ın kaderi; yardım paketleriyle anılmak da değildir, milyonluk yasa dışı bahis operasyonlarıyla gündeme gelmek de değildir.
Batman’ın kaderi; üreten bir şehir olmak, alın teriyle zenginleşmek ve çocuklarına “Bu şehirde de gelecek var.” dedirtebilmektir.
Çünkü gerçek zenginlik, birkaç kişinin serveti değildir.
Gerçek zenginlik; hiçbir çocuğun aç uyumadığı, hiçbir gencin umudunu yasa dışı yollarda aramadığı ve hiçbir ailenin yarınından korkmadığı bir Batman’dır.

YORUMLAR