Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Gazeteler Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir
Aytek TAZ

AYTEK TAZ – KARANLIK YOLLARDAN GEÇİP SINIFI AYDINLATLARA…

Bugün 24 Kasım. Yani bir ülkenin hafızasını ayakta tutan, geleceğin direğini taşıyan, umutla sınıfa girip umutsuzluğu kapının dışında bırakmaya çalışan bütün öğretmenlerin günü.

Önce, bu ülkenin her köşesinde tahta kaleminin kokusuyla (eskiden tebeşir) yaşayan tüm meslektaşlarımın Öğretmenler Günü’nü kutluyorum. Bir öğrencinin gözündeki o minicik parıltıyı gördüğünde tüm yorgunluğu sıfırlanan, yeri geldi mi ailesinden çok okuluyla meşgul olan o büyük yürekler; iyi ki varsınız.
Ama gelin gerçekçi olalım.

Bugün “kutluyor” olmamız, öğretmenlerin yaşadığı zorlukları yok saymıyor. Bu memlekette öğretmenlik hâlâ dünyanın en kutsal mesleklerinden biri; ama bir o kadar da yorucu, kırıcı ve çoğu zaman sabırla yürütülen bir mücadele. Her geçen yıl artan sınıf mevcutları, değişen eğitim politikaları, velinin çocuğu disipline etmediği için öğretmeni suçlaması, maddi yükler, bitmeyen sınavlar, nöbetler, sorumluluklar… Öğretmenin iş tanımı yıllardır genişliyor; ama imkânlar aynı hızla genişlemiyor.

Atanamayan Öğretmenlerin Büyük Sessizliği
Ve bir de sistemin dışında bırakılmış, atanamayan öğretmenler var. Onların Öğretmenler Günü biraz buruk geçiyor…

Her yıl yaklaşık 100 bin civarında yeni mezun sisteme ekleniyor. Buna karşın yapılan atama sayıları çok daha sınırlı. Bugün Türkiye’de atama bekleyen öğretmenlerin sayısının 600 bine yaklaştığı tahmin ediliyor. On binlercesi yıllardır KPSS döngüsünde, aynı umut, aynı stres, aynı belirsizlikle yaşamaya devam ediyor.
Peki kaç öğretmen ücretli çalışıyor?
Sistemin başka bir gerçeği de bu: Ücretli öğretmenlik.

Son verilere göre ülkede on binlerce ücretli öğretmen, asgari ücretin bile altına yakın maaşlarla, kadrolu meslektaşlarıyla aynı işi yapıyor ama aynı haklara sahip olmadan…
Bu durum, hem mesleki motivasyonu zedeliyor hem de öğretmenlik mesleğinin itibarını ve geleceğini sorgulatır hâle getiriyor.
Zincir marketlerde, kuryelikte, fabrikada çalışan öğretmenler…

Ve evet… Bu ülkede “öğretmen” olduğu halde sınıfa giremeyen, eğitimci kimliğini kullanamayan, zincir marketlerde kasiyerlik yapan, depo işçisi olan, motokurye olan, tekstilde çalışan, çağrı merkezinde mesai bitiren binlerce kişi var.
Onlar da öğretmen.
Diploması duvarda, kendisi market raflarında olsa da öğretmen.
Eğitim fakültesinde aldığı pedagojiyi belki şu anda müşteri ilişkilerinde kullanıyor, belki de evine ekmek götürmek için her sabah bambaşka bir mesleğin formasıyla kapıdan çıkıyor.

Bu yüzden, bugün onların da günü.
Sınıfa giremeyen, atanamayan ama “öğretmenlik” idealinden vazgeçmeyen tüm öğretmenlerin Öğretmenler Günü kutlu olsun.

Bu ülke, potansiyelini tam kullanamayan on binlerce öğretmenin bir gün yeniden öğrencileriyle buluşacağı bir düzeni hak ediyor. Öğretmenler sadece bir gün hatırlanmamalı; yılın 365 günü değer görmeli.

Bir gün gerçekten “kutlanacak” bir Öğretmenler Günü yaşamak dileğiyle…

YORUMLAR

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

YAZARLAR
TÜMÜ

SON HABERLER