Yeni bir eğitim yılı başlıyor. Pazartesi günü zil çalacak, sıralar dolacak, koridorlar çocuk sesleriyle şenlenecek. Biz öğretmenler sınıflarımızda hazır bekliyoruz. Ama şunu biliyoruz ki, bu yolculukta çocukların en büyük destekçisi sadece öğretmenleri değil, aynı zamanda siz sevgili velilersiniz.
Sevgili veliler, eğitim sadece dört duvar arasında, kitap ve defter arasında olmaz. Çocukların gelişimi ders kitaplarıyla başlar ama oyunla, sohbetle, aile ilgisiyle tamamlanır. Bir öğretmen olarak şunu gönül rahatlığıyla söyleyebilirim: Çocuğunuzun hayattaki başarısı sadece aldığı notlarla ölçülmez. Onun karakteri, özgüveni, hayalleri ve mutluluğu da en az dersler kadar önemlidir.
Çocuğunuzla konuşun, hem de bol bol.
Ders notunu sorun elbette, ama sadece “bugün kaç aldın?” sorusuyla sınırlı kalmayın. Onun kalbine de dokunacak sorular sorun:
— “Bugün seni en çok ne mutlu etti?”
— “En çok hangi arkadaşımla oyun oynadın?”
— “Bugün seni zorlayan ne oldu?”
Bu sorular çocuğunuzun kendini ifade etmesine fırsat verir. Konuştukça hem sizinle bağ kurar, hem de kendi duygularını tanımayı öğrenir.
OYUNLARINA ZAMAN AYIRIN
Unutmayın, oyun çocuk için sadece eğlence değil, öğrenmenin en doğal yoludur. Mesela çocuğunuzla birlikte legolarla bir şeyler yapın; o sırada hayal gücünün nasıl geliştiğine şahit olacaksınız. Bahçede top oynayın; kaybetmeyi de kazanmayı da oyunla öğrenir. Saklambaç oynayın; hem eğlenir hem de sabretmeyi öğrenir. Çocuğunuz için bu küçük anılar, yıllar sonra bile çok kıymetli olacak.
ÇABASINI GÖRÜN, TAKDİR EDİN
Diyelim ki çocuğunuz bir sınavdan düşük not aldı. Ona hemen kızmak yerine, çalışıp çalışmadığını sorun. Eğer emek verdiyse, sonucu ne olursa olsun emeğini takdir edin. Çünkü çocuk şunu bilirse; “Annem babam benim çalıştığımı görüyor, değer veriyor.” O zaman daha da gayret eder. Örneğin, “Bu kez çok çalışmışsın, aferin. Bir dahaki sefere daha da iyisini yapacağına inanıyorum.” demeniz bile onun için büyük motivasyon olur.
KIYASLAMAYIN
“Komşunun çocuğu daha başarılı, kuzenin daha çalışkan” cümleleri çocukların kalbinde büyük yaralar açar. Her çocuğun öğrenme hızı farklıdır. Birisi hızlı öğrenir, diğeri biraz daha zamana ihtiyaç duyar. Ama ikisinin de ayrı bir güzelliği vardır. Çocuğunuzu yalnızca kendi gelişimiyle ölçün; dününden daha iyiye gidiyorsa, bu en büyük başarıdır.
DERS DIŞI ETKİNLİKLERE ÖNEM VERİN
Spor, resim, müzik, tiyatro… Bunlar çocuğun karakterini zenginleştirir. Futbol oynayan bir çocuk takım çalışmasını öğrenir. Resim yapan bir çocuk duygularını renklere döker. Müzikle uğraşan bir çocuk disiplin ve sabır kazanır. Bunların hepsi gelecekte onu hayata hazırlayan en değerli kazançlardır.
SABIRLI OLUN
Çocukların öğrenme süreci zaman alır. Hemen başarı beklemeyin. Tohumu toprağa ektiğinizde meyve almak için zaman gerektiğini biliyorsunuz. Eğitim de böyledir. Sabırla, sevgiyle, ilgiyle desteklerseniz, meyvesini en güzel şekilde alırsınız.
SEVGİYLE YAKLAŞIN
Belki de en önemlisi bu… Çocuğunuzun en çok ihtiyacı olan şey sevginizdir. Notu düşük olduğunda da yüksek olduğunda da sarılın. Ona, “Sen değerlisin, çünkü sen benim evladımsın.” mesajını verin. İşte bu sevgi, bütün derslerden, bütün notlardan daha kalıcıdır.
Sevgili veliler, biz öğretmenler okulda elimizden gelenin en iyisini yapmaya çalışacağız. Ama eğitimin gerçek gücü, evde sizin sevginiz ve desteğinizle tamamlanır. Çocuğunuza sadece dersleri öğretmeyin; hayatı, sevgiyi, sabrı, üretmeyi de öğretin.
Pazartesi günü zil çaldığında sadece sınıflar dolmayacak; çocuklarımızın gönülleri de umutla dolacak. Gelin, bu yılı sadece derslerle değil, oyunlarla, sevgilerle, sohbetlerle, hayallerle dolu dolu yaşayalım.
Çünkü çocuğunuza verebileceğiniz en büyük hediye yüksek notlar değil; güçlü bir karakter, mutlu bir ruh ve sevgiyle büyütülmüş bir kalptir.

YORUMLAR