Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Gazeteler Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir
Aytek TAZ

AYTEK TAZ – İNŞİRAH

Sabah uyanıyoruz; daha gözümüzü açmadan bildirimler, haberler, fiyatlar, tartışmalar, yetişmeyen işler zihnimizin içine doluyor. Yorgunluk artık sadece bedende değil, kalpte birikiyor. Modern insanın asıl sorunu belki de bu: Yükler çoğalıyor ama kalpler daralıyor.

İşte tam bu çağın ortasında, Kur’an-ı Kerim’de kısa ama derin bir sure bize sesleniyor: İnşirah. Yani göğsün genişlemesi, içinin ferahlaması, insanın kendi içine sığabilmesi… Bu, sadece manevi bir teselli değil; hayata dair güçlü bir bakış açısı.

İnşirah Suresi önce şunu hatırlatır: İnsan, yük taşır. Bu kaçınılmazdır. Dün de böyleydi, bugün de böyle. Ama mesele yükün varlığı değil, o yükle nasıl yaşadığımızdır. “Belini büken yük” ifadesi, bugün bizim dilimizde şuna benziyor: geçim derdi, gelecek kaygısı, tükenmişlik, değersizlik hissi, yetişememe korkusu… Yani insanın iç dünyasında sessizce ağırlaşan her şey.

Sure, bu yüklerin insanı ezmek için değil, insanı büyütmek için var olabileceğini söyler. Çünkü hemen ardından kalbin genişlemesinden bahseder. Dikkat edersen, önce şartlar değişmiyor; önce insan değişiyor. Kalp genişliyor. Bakış açısı genişliyor. Dayanma kapasitesi artıyor. Bugünün diliyle söylersek: Hayat hafiflemiyor belki, ama sen güçleniyorsun.

Ve o cümle geliyor: “Her zorlukla beraber bir kolaylık vardır.” Bu, sosyal medyada paylaşılan bir motivasyon sözü değil; hayata dair ciddi bir iddia. “Sonra” demiyor, “beraber” diyor. Yani kolaylık, zorluğun bitmesini bekleyen bir ödül değil; çoğu zaman zorluğun içinde saklı bir imkân. Bugün bir işte zorlanıyorsan, belki de yeni bir beceri kazanıyorsun. Bir kayıp yaşıyorsan, belki de hayata başka bir yerden bakmayı öğreniyorsun. Acı geçmeyebilir, ama insan derinleşebilir.

Bu sözler ilk olarak Muhammed’e, zor ve ağır sorumlulukların ortasında bir teselli olarak gelmişti. Ama çağlar değişse de insanın kalbi pek değişmiyor. Bugün de omuzlarımızda sorumluluklar, zihnimizde endişeler, kalbimizde yorgunluk var. İnşirah, tam burada şunu söylüyor: Yalnız değilsin. Bu yük, seni ezmek için değil; seni olgunlaştırmak için var.

Sure, sadece sabrı değil, hareketi de öğütler: “Bir işi bitirdiğinde diğerine yönel.” Yani takılıp kalma, tükenmişliğe kamp kurma, acıyı hayatının merkezine yerleştirme. Yürü. Üret. Gayret et. Ama yönünü de kaybetme: “Yalnızca Rabbine yönel.” Bugünün insanı ya sadece çabalıyor ama yoruluyor, ya da sadece bekliyor ama yerinde sayıyor. İnşirah, ikisi arasında denge kuruyor: Çaba + teslimiyet.

Belki de bizim çağımızın en büyük ihtiyacı tam olarak bu: Hayatı küçültmeye çalışmak yerine, kalbi büyütmek. Çünkü dünya ağırlaştı; ama kalpler de genişleyebilir. İnşirah, bunu hatırlatıyor bize.

Ve insan, her daraldığında şunu anlıyor: Yükler var, evet… Ama o yükleri taşıyacak kadar geniş bir kalp de var. İnşirah, sadece bir sure adı değil; modern hayatın tam ortasında, “ferahlık hâlâ mümkün” diye kalbe bırakılmış ilahi bir hatırlatmadır.

Belki de bazen ihtiyacımız olan şey, büyük cevaplar değil; küçük bir durup nefes alma anıdır. Bir çayın buharı gibi, bir dostun omza koyduğu eli gibi, bir cümlenin insanın içini yumuşatması gibi… İnşirah bana hep bunu hatırlatıyor: Hayat sert olabilir ama insanın içi sert kalmak zorunda değil. Kalp, genişlemeyi bildiğinde yükler aynı kalsa bile yürüyüş hafifler.

Sağlıcakla kalın…

YORUMLAR

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

YAZARLAR
TÜMÜ

SON HABERLER