Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Gazeteler Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir
Bağımsız Batman Gazetesi

AYTEK TAZ – AHMET KAYA: SÜRGÜNÜN VE ŞARKININ ÇIĞLIĞI

Ahmet KAYA, bir halkın kalbinde patlayan uzun bir isyan çığlığıdır. Malatya’da doğdu, sesi önce taş duvarlarda yankılandı, sonra milyonların yüreğine ulaştı. Babası Kürt kökenli bir tekstil işçisiydi, annesi Erzurumlu bir ev hanımı. Hayatın sertliği, daha çocuk yaşta omuzlarına yüklendi. Henüz yirmili yaşlarında kasetleriyle tanındı ama o sadece şarkı söylemedi; her notasında bir yoksulluğu, her cümlesinde bir kimliği haykırdı.

Türkiye onu “Ağladıkça”, “Acılara Tutunmak” gibi albümleriyle tanıdı. Fakat asıl fırtına, 1990’larla birlikte koptu. Kürt olduğunu saklamadı, hatta üzerine basa basa söyledi. “Kürtçe de şarkı söylemek istiyorum” dediğinde stüdyoda sandalyeler havada uçuştu, gazeteler onu hedef gösterdi, linç kültürünün sahnesi bir müzik ödül gecesinde kuruldu. Ülkenin en kalabalık salonlarında ayakta alkışlanan adam, bir anda vatan haini ilan edildi. Ahmet Kaya için artık memleket, göz göre göre daralıyordu.

1999 yılında yurtdışına çıktı, “birkaç ay içinde dönerim” dedi ama dönemedi. Paris sokaklarında bir başına kaldı, ama hiçbir zaman yalnız olmadı. Kasetleri Türkiye’de rekor kırmaya devam etti, şarkıları doğuda ağıt, batıda isyan oldu. Özellikle “Kum Gibi”, “Şafak Türküsü”, “Hani Benim Gençliğim” gibi parçalar onu sadece bir sanatçı değil, bir hafıza taşıyıcısına dönüştürdü. Konser veremediği yıllarda bile her evde sesi vardı. İnsanlar onu sevdikçe, devleti yönetenler daha fazla korktu.

Ahmet KAYA 16 Kasım 2000’de Paris’te bir otel odasında kalp krizi geçirerek hayatını kaybetti. Sürgünde öldü, bir daha memleketine dönemedi. Ölümünden sonra ona düşman olan pek çok kişi pişmanlık mesajları yayımladı ama o artık aramızda yoktu. Geride, yasını tutan milyonlar kaldı. Mezarı Paris’teki Père Lachaise Mezarlığı’nda ama onun ruhu Diyarbakır’da bir çocuğun mırıldandığı şarkıda, İstanbul’da bir taksi radyosunda, Batman’da bir evin köhne kasetçalarındadır.

Ahmet KAYA, sadece müziğiyle değil, cesaretiyle de efsane oldu. Şarkılarında korkmayan bir adamın öfkesini, aşkını, halkına olan bağlılığını gördük. O, sadece bir sanatçı değil; ezilenlerin dili, susanların haykırışıydı. Belki artık aramızda değil ama hâlâ her gün bir yerlerde “Kendine İyi Bak” çalıyor. Çünkü bu topraklarda bazı insanlar ölmez, sadece şarkı olur.
“Seni sevmek, bir yangını içime hapsetmekti.”

Hoşçakalın Gözüm

YORUMLAR

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

YAZARLAR
TÜMÜ

SON HABERLER