Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Gazeteler Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir
Aytek TAZ
Aytek TAZ

AYTEK TAZ – KUDÜS’ÜN ANAHTARINI TAŞIYAN ADAM SELAHADDİN EYYUBİ

Tarih bazen bize yalnızca savaşları anlatmaz; karakterleri anlatır. Çünkü bazı insanlar kılıçlarıyla değil, vicdanlarıyla iz bırakırlar. İşte o isimlerden biri de Selahaddin Eyyubi’dir.

Bugün dünyada güç sahibi olan insanların çoğu, gücünü göstermek için sertleşir. İntikam almak ister, düşmanını ezmek ister, galibiyetini kanla yazmak ister. Ama tarihin sayfalarında öyle bir adam vardır ki, en büyük zaferini kazandığında bile merhameti elinden bırakmamıştır.

Hikâye aslında yıllar önce başlar. 1099 yılında Haçlı orduları Kudüs’e girer. Bu olay tarihe Kudüs Kuşatması (1099) olarak geçer. Ancak bu sadece bir kuşatma değildir; aynı zamanda insanlık tarihinin en acı sahnelerinden biridir. Şehre giren askerler kadın, çocuk, yaşlı demeden herkesi öldürür. Tarihçiler o gün Kudüs’ün sokaklarının kanla dolduğunu yazar.

İşte bu karanlık tablonun üzerinden yaklaşık doksan yıl geçer. Ortadoğu’da yeni bir lider yükselir. Sessiz, mütevazı ama kararlı bir adam: Selahaddin Eyyubi.

Selahaddin Eyyubi’nin hayatına baktığımızda ilginç bir ayrıntı daha görürüz. Kendisi Kürt kökenli bir aileden geliyordu. Babası Necmeddin Eyyub, köken olarak Kürt olan bir aileye mensuptu ve aile uzun yıllar boyunca Kuzey Mezopotamya bölgesinde yaşamıştı. Selahaddin Eyyubi 1137 yılında Tikrit’te dünyaya geldi. Yani onun hikâyesi, farklı halkların ve kültürlerin iç içe yaşadığı bir coğrafyada başladı.

Bu yönüyle Selahaddin Eyyubi yalnızca bir komutan değil, aynı zamanda Ortadoğu’nun çok kültürlü yapısını da temsil eden bir liderdi. Kürt kökenliydi, Türk komutanlarla birlikte savaştı, Arap topraklarını yönetti ve İslam dünyasının ortak bir sembolü haline geldi. Yani onun hikâyesi aslında farklı kimliklerin ortak bir ideal etrafında birleşebileceğini gösteren güçlü bir örnektir.

O sadece savaşmayı bilen bir komutan değildi. Aynı zamanda sabretmeyi bilen bir liderdi. Önce Müslüman dünyasını birleştirdi. Dağınık olan şehirleri, farklı orduları ve farklı yönetimleri tek bir hedef etrafında topladı: Kudüs.

1187 yılında tarih yeniden yazılacaktı. Selahaddin Eyyubi ile Haçlı ordusu Hıttin Savaşı’nda karşı karşıya geldi. Bu savaşın sonunda Haçlı ordusu ağır bir yenilgi aldı. Artık Kudüs’ün yolu açılmıştı.

Selahaddin Eyyubi Kudüs’ü kuşattı ve şehir teslim oldu. İşte herkesin beklediği o an gelmişti. Çünkü insanlar şunu düşünüyordu: “1099’da yapılanların intikamı alınacak.”

Ama Selahaddin başka bir şey yaptı.

Şehre girdiğinde intikam almadı. Katliam yapmadı. İnsanları öldürtmedi. Hristiyan halkın fidye ödeyerek güvenle şehirden ayrılmasına izin verdi. Hatta fidye ödeyecek parası olmayanların bir kısmının ücretini kendi hazinesinden karşıladı. Ailelerin zarar görmemesi için özel emirler verdi.

Tarihte bazen ilginç anlar olur. İşte o günlerden biri de buydu. Çünkü Selahaddin Eyyubi sadece Müslümanların değil, Batılı tarihçilerin bile saygı duyduğu bir lider haline geldi. Hatta bazı Avrupalı tarihçiler onun adaletini ve merhametini hayranlıkla anlatmıştır.

Bugün dünyaya baktığımızda güçlü olanın çoğu zaman merhameti unuttuğunu görüyoruz. İnsanlar kazanmayı öğreniyor ama insan kalmayı unutuyor.

Selahaddin Eyyubi’nin hikâyesi bize başka bir şey anlatıyor. Gerçek büyüklük yalnızca kazanmak değildir. Gerçek büyüklük, kazandıktan sonra nasıl davrandığınla ölçülür.

Kudüs’ü fetheden çok komutan olabilir. Ama Kudüs’e merhametle giren bir komutan tarihte pek azdır.

İşte bu yüzden Selahaddin Eyyubi yalnızca bir hükümdar değildir. O, kökeni ne olursa olsun adaletin ve merhametin insanı nasıl büyüttüğünü gösteren bir semboldür.

Ve belki de bu yüzden tarih hâlâ onun adını saygıyla fısıldar.

YORUMLAR

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

YAZARLAR
TÜMÜ

SON HABERLER