Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Gazeteler Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir
Konuk Yazar
Konuk Yazar

TAHİR MİROĞLU – HER YERDE KOL GEZEN “ZEHİR TERÖRÜ”

Uyuşturucu madde; sahip olduğu kimyasal yapı nedeniyle vücuttaki hücresel öğrenme sürecini ele geçirerek bağımlılık yaratan, hem fiziksel hem de psikolojik tahribata yol açan bir zehirdir.

Bağımlılık; bireyi yalnızlaştırarak ailesinden, toplumundan ve karakterinden koparıp “andavallaştırır”. Bu zehir; kemik erimesinden hafıza kaybına, şizofreniden paranoyaya kadar pek çok ağır patolojik vakaya sebebiyet vermektedir. Şiddet meylini ve sapkın dürtüleri tetikleyerek toplumda huzursuzluğa yol açarken, sağladığı finansal kaynakla ülkenin bekasına ve milletin refahına kasten darbe vurmaktadır.

Zombileşen Nesiller ve Sosyal Çöküş; Bu zehir, aklı uyuşturarak düşünme yetisini dondurur; kişinin davranışlarını değiştirerek onu adeta “zombileştirir”. Ahlaki değerlerden yoksun, tiranlaşmış ve hodbin duygulara hapsolmuş bireyler yaratarak, kişinin çevreye uyum yeteneğini yok eder.

Ailelerin Dinmeyen Sızısı; Anne ve babalar; el bebek gül bebek büyüterek üzerine titredikleri evlatlarının, bu illetin pençesinde günbegün erimesini, hayattan koparılmasını içler acısı bir çaresizlikle izlemektedirler.

Uyuşturucu kullanımı insanlık tarihi kadar eski olsa da bu illet, tarihin en karanlık ve barbar yapıları olan Haşhaşiler gibi terör odakları tarafından bir silah olarak kullanılmıştır. Günümüzde de terör örgütleri ve illegal yapılar; toplumu uyuşturmak, zihinleri müdemmag hale getirmek ve kirli emellerine finansman sağlamak amacıyla bu zehrin ticaretini yapmaktadır.

İnsanlık Düşmanlığının Açık Örneği; İnsanlığa bu denli zararlı olan uyuşturucu maddelerin, günümüzde her sokak başında adeta bir marketten su alır gibi kolayca imal ve ticaretinin yapılıyor olması, toplumun her kesimine sirayet ettiğini acı bir şekilde ortaya koymaktadır. Ölümcül virüslerden daha tehlikeli olan bu ticaret, saf bir insan düşmanlığıdır.

Rakamlarla Felaketin Boyutu; Adalet Bakanlığının verilerine göre; 2024 yılında yayımlanan raporlara göre, uyuşturucu madde bağlantılı ölümlerin bir önceki yıla göre yaklaşık %42,3 oranında artarak 427’ye yükseldiği kaydedilmişti. Hayatını kaybedenlerin önemli bir kısmının (yaklaşık %37-40) 30 yaş altı gençlerden oluştuğu gözlemlenmektedir. Son yıllardaki ölümlerde özellikle Metamfetamin ve çoklu madde kullanımının (polidrug) etkisi belirgin bir artış göstermiştir.

2017 yılında uyuşturucu nedeniyle hayatını kaybeden 941 kişiden 3’ü henüz 14 yaşındaydı. Ülkemizde 14 yaşına kadar düşen ölüm vakaları, tehlikenin kapımızda değil, evimizin içinde olduğunu kanıtlamaktadır Ülkemizde 2016 verilerine göre bağımlı sayısı 700 bin kişiye ulaşmış, uyuşturucu kullanımı son on yılda %23 artmıştır. Meclis araştırma komisyonu ve çeşitli akademik raporlara göre, son on yılda madde bağımlılığı nedeniyle tedavi merkezlerine (AMATEM/ÇEMATEM) başvuranların sayısı yaklaşık %380 (3,8 kat) artmıştır. Resmi olmayan bazı saha araştırmaları, Türkiye’de en az bir kez uyuşturucu deneyen veya düzenli kullanan kişi sayısının 1,7 milyon ila 2 milyon bandına ulaştığını öngörmektedir.Dünya Sağlık Örgütü (WHO) ve UNODC (BM Uyuşturucu ve Suç Ofisi) verilerine göre, dünya genelinde her yıl uyuşturucu kullanımına bağlı doğrudan ve dolaylı nedenlerle (aşırı doz, hastalıklar vb.) hayatını kaybedenlerin toplamı yaklaşık 500.000 ile 600.000 arasındadır.

BU ZEHRE ÇARE VAR MI?

Toplumsal düzenimize ağır darbeler indiren ve temiz duygulu gençlerin hayatını karartan bu illetin yegâne çaresi, topyekûn bir seferberliktir.
Toplumsal Bağlar: Aile ve toplum bağları güçlendirilmelidir.

Eğitim: Tüm eğitim kurumlarında uyuşturucunun zararları yüzeysel değil, derinlemesine anlatılmalıdır.

Aktif Mücadele: KOM ve Narkotik suçlarla mücadele birimleri; halkla, derneklerle ve siyasi partilerle istişare içinde, daha aktif bir saha çalışması yürütmelidir.

Denetim ve Yasalar: Her mahalle ve sokak sıkı denetim altına alınmalı, zehir tacirlerine karşı çok daha ağır cezalar içeren kanuni düzenlemeler ivedilikle getirilmelidir.
Unutulmamalıdır ki; en etkili tedavi yöntemi, uyuşturucuya erişimin ve satışın tamamen engellenmesidir.

Sonuç ve Çağrı; Ülkemizde giderek genişleyen bu zehir pazarı, kolay yoldan kazanılan paralarla cazip hale getirilmek istenmektedir. Güçlenen bu “zehir terörü”, toplumumuzu büyük bir uçurumun eşiğine getirmektedir. Önlem alınmadığı takdirde netice çok daha ağır olacaktır.

Vatanını seven her vatandaşın, evladını seven her ebeveynin görevi; bu teröre karşı savaş açmaktır. Medya; yapay gündemler ve içi boş programlar yerine, toplumu çoraklaştıran bu gerçek tehlikeyi konuşmalıdır.

Haydi, hep beraber bu zehir zincirini kıralım! Kötülüğe karşı durmak, iyiliğin en somut göstergesidir. Bu trajediye göz yuman herkes, suça ortaktır. Çocuklarımızın geleceği elimizde; onların katili değil, koruyucusu olalım.
Bu terörün yok olması dileğimle… Tahir MİROĞLU

YORUMLAR

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

YAZARLAR
TÜMÜ

SON HABERLER