Değerli okurlarım,
Kış artık Batman’ın sokaklarına çöktü… Yolların kenarında titreyen rüzgâr, sabahın ayazıyla birleşip tenimize bir bıçak gibi saplanıyor. Biz evlerimizde sıcacık çayımızı yudumlarken, unutuyoruz belki… Dışarıda çalışmak zorunda olanları… Bir montu bile olmayan çocukları… Bir bankın köşesine sığınıp geceyi atlatmaya çalışanları…
Soğuk yalnızca hava değildir.
Soğuk bazen çaresizliktir, bazen vicdanımızın sınavıdır.
Sokağa her çıktığımda, elleri çatlamış bir amele görüyorum mesela… Günün ilk ışıklarıyla şantiyeye yürüyen, omzunda ekmeğini, sırtında yükünü taşıyan… Gecesi yok, gündüzü yok; çünkü rızkın saati olmaz. Rüzgâr yanağını keserken bile yüzünde bir umut çizgisi var. Belki evde onu bekleyen çocuklarının sıcak gülüşü, belki ertesi ay kirayı ödeyebilme sevinci…
Ve bir başka köşede…
Kâğıt toplayan çocuklar…
Bir kartonun içine saklanmış, kirli ama umut dolu gözlerle bizi izliyorlar. Biz hızlı adımlarla yanlarından geçip giderken, onların üşüyen elleri bizden bir selam, belki bir tebessüm bekliyor.
Siz hiç geceyi sokakta geçiren bir insan gördünüz mü?
Çöpler susar… Kaldırımlar konuşur…
Soğuğu en iyi onlar bilir.
Bizim lüksümüz mont seçmek…
Onların lüksü ise sıcak bir yer bulabilmek.
Bu şehirde;
evine ekmek götürebilmek için zorlu havada çalışan işçiler,
yaşamak için sokaklarda uyuyan insanlar,
sığınacak bir kapı bekleyen çocuklar var.
Kış geldi diye hayat durmuyor…
İnsanın emeği, ekmeği, çaresizliği de durmuyor.
Peki biz ne yapıyoruz?
Sıcak evlerimizde kombinin sesini dinlerken, bazen kendi rahatlığımızın gölgesinde onların varlığını unutuyoruz.
Oysa sıcak yalnızca duvarla, sobayla, montla olmaz…
Bazen bir tas çorbadır sıcaklık…
Bazen bir belediyenin açtığı sığınma evi…
Bazen bir esnafın verdiği battaniye…
Bazen bir komşunun uzattığı çay…
Ve bazen…
Bir insanın, başka bir insanı görmesi.
Batman’ın soğuğu serttir ama…
Vallahi biliyorum ki bu şehrin kalbi daha sıcaktır.
Hadi gelin;
Bu kışı “sadece hava sıcaklığı” ile ölçmeyelim.
Vicdanımızın sıcaklığıyla da ölçelim.
Bir kap sıcak çorba…
Bir atkı…
Bir üşüyene “gel otur” demek…
Bir çocuğun cebine gizlice çikolata koymak…
Belki de bir insanın “kıştan çıkmasına” yeter.
Unutmayalım:
Biz üşüyorsak üşüyen vardır…
Biz hissediyorsak hissettiren vardır.
Ve biz görüyorsak umut vardır.
Bu kış Batman’ın sokaklarında yalnız kimse üşümesin…
Çünkü sıcaklık, bazen bir şehirden değil;
bir kalpten başlar…

YORUMLAR