Değerli okurlarım, Bu satırları size yazarken içimde hem sevgi hem de derin bir endişe var. Çünkü Batman, her gün biraz daha soluyor. Yükselen binalar, genişleyen yollar, ama nerde o yaşanabilir şehir? Nerde insanın içine işleyen o ruh, o sıcaklık?
Bugün Batman’ın sokakları; Düzensiz kaldırımlar, göz yorucu tabela karmaşası, plansız betonlaşma ile boğuluyor. Bu şehir, ne bizim ne çocuklarımızın hakkı olan huzuru bulamıyor. Her adımda bir çukura düşmek, her köşe başında görsel bir kaosla karşılaşmak ne demek biliyor musunuz? Bu, insanın ruhuna vurulan bir darbedir!
Şehir, sadece duvarlardan, taştan ibaret değil. Şehir, insanın kendini evinde hissettiği, nefes alabildiği, umutla dolduğu yerdir. Ama Batman’da o umut giderek tükeniyor. Betonun ve plansızlığın arasında kayboluyoruz.
Bugün şehirlerimizin ruhunu, estetiğini, insan odaklı yaşanabilirliğini sorgulama zamanı. Artık “beton yığını” değil, “insan yığını” değil, “yaşam yığını” kurmalıyız.
Bu şehri yaşanabilir kılmak bizim elimizde. Ama önce gözlerimizi açmalı, gerçekleri görmeli, sorunları kabul etmeli ve değiştirmek için cesaret göstermeliyiz.
Batman hak ediyor; planlı, estetik, insanı önceleyen bir şehir olmayı.

YORUMLAR