Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Gazeteler Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir
Öztekin YILMAZ

ÖZTEKİN YILMAZ – OĞUZ VE HAYATI

Bu Köşe Emekçinin Sesidir: Gecenin Görünmeyen Nöbetçileri ve Oğuz’un Sessizliği. Daha önce de söyledim, yine söylüyorum: Bu köşe, emeğin, sessiz çığlıkların ve unutulan hayatların sesi olmaya devam edecek.

Bugün sizlere, gecenin karanlığında görünmeyen ama hayatın tam ortasında duran bir meslek grubundan söz edeceğim: Güvenlik görevlileri… Halk arasında bilinen adıyla, badigartlar.
Gecenin ritmi yükselir; ışıklar yanar, müzik coşar, ünlüler podyumda yürür. Ama o ışıkların hemen ardında, sessizce duran biri vardır. Gözünü kırpmadan çevreyi tarar, kalabalığı izler, olası bir tehlikeyi önceden sezmekle yükümlüdür. Oturmaz, yemek yemez, bazen su içmeye bile fırsat bulamaz. Çünkü onun görevi, başkalarının güvenliğini sağlamak; kendisini unutarak başkalarını hatırlamaktır.

Ve çoğu zaman, bu fedakârlığın karşılığı sadece bir günlük asgari ücret bile değildir. Sigortasız, güvencesiz, bayramlarda bile 48 saat ve daha fazla çalışarak… Sadece başkalarının huzuru için kendi hayatını unutarak.

Oğuz’un Hikâyesi
Geçtiğimiz hafta bir organizasyonda tanıştım Oğuz’la. 26 yaşında… Ama gözlerinin içine baktığınızda, o yaşta birinden beklenmeyecek kadar yorgun bir bakış, kırgın bir sessizlik görüyorsunuz. Henüz 19’undayken başlamış bu işe. Yedi yıldır, geceleri ayakta; gündüzleri hayatla boğuşarak yaşıyor.

Bir köşede su içerken sohbet koyulaştı. Derken sustu birden. Gözlerini kaçırdı. Ardından, sessizce konuştu:
“Ağabey… Biz hep oradayız ama kimse görmez bizi. Sanki görünmeyen nöbetçiler gibiyiz. Işıklar sahneye vurur, insanlar güler, eğlenir… Bizse gölgede kalırız. Dışarıdan bakınca havalı sanılır ama ne oturacak vaktimiz olur, ne yemek yiyecek. Bazen biri bağırır, hor görür. Bazen sabaha kadar ayakta durur, sonra eve gitmek için kilometrelerce yürürüz. Ama en çok da görmezden gelinmek yorar insanı. En fazla biri ‘kardeşim yolu aç’ der… O kadar. Kimse sormaz ‘Kolay gelsin’, ‘Gece nasıl geçti?’ diye. Halbuki biz olmasak, o gece tamamlanmaz. Biz olmasak, o sahne güvenli olmaz. Ama biz hep yok sayılırız… Ne sigortamız doğru düzgün yatar, ne emeğimizin karşılığı verilir. Bazen düşünüyorum: Bu ülkede emekçinin adı neden hep en sona yazılır?”

Oğuz konuşurken içim burkuldu. Çünkü onun sesi, sadece kendisinin değil; binlerce meslektaşının, binlerce “gece emekçisi”nin sesi gibiydi. Her gece bir köşede duran, insanların güvenliği için uykusunu, sağlığını, onurunu ortaya koyan ama bir “teşekkür”ü bile çok görülen insanların hikâyesiydi bu.
Ve hâlâ kulağımda çınlıyor o son cümlesi:
“Biz olmasak o gece olmaz… Ama biz hep en son hatırlanırız.”

Şatafatın Ardındaki Acı Gerçek
Dışarıdan bakıldığında cazip sanılır bu meslek… Ünlülerle aynı mekânda olmak, kulislerde dolaşmak, gece hayatının içinde olmak… Ama gerçek, sabaha kadar ayakta bekleyip sabah servisi bulamayınca kilometrelerce yürüyen güvenlikçinin dramıdır.

Gerçek, konser alanında gülen yüzlerin ardında kendi çocuğuna sarılamayacak kadar yorgun bir babanın hikâyesidir. Bu meslekte sadece beden değil, ruh da yorulur. Her gün insanların hoyratlığına, kabalığına karşı bir zırh kuşanır bu insanlar. Ve gün gelir, o zırh sessizce paslanır.

Bir Teşekkür Çok mu Zor?
Ne bir teşekkür alırlar, ne de hak ettikleri değeri… Halbuki bir etkinlikten memnun ayrılırken, o geceyi güvenli kılanı hatırlamak, insani bir borçtur. Çünkü o kişi de bir emekçidir. Onun da bir ailesi vardır. Onun da insanca yaşama hakkı vardır.

Gelin, bu yazıyla birlikte sadece sahnelere değil, o sahneleri ayakta tutan görünmez emekçilere de bakalım. Onların sessizliği bir çığlıktır. Ve ben, bu çığlığın sözcüsü olmaya devam edeceğim.
Unutmayalım: Her görkemli gecenin ardında, insanlığın vicdanını ayakta tutan bir gölge vardır.
Ve o gölgeye iyi bakın.
Belki adı Oğuz’dur.

YORUMLAR

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

YAZARLAR
TÜMÜ

SON HABERLER