Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Gazeteler Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir
Öztekin YILMAZ

ÖZTEKİN YILMAZ – BİR DİLİM EKMEK, BİR PARÇA ONUR

Ben bu coğrafyanın çocuğu değil,
TANIĞIYIM.
Toprağın altına gömülen umutların, yarım kalan cümlelerin, susturulmuş yüreklerin tanığıyım.
Ben doğduğumda bu topraklar zaten yorgundu;
ekmek azdı, ses çoktu, ama duyulan sesler hep başkalarınınkilerdi.

Ben, sessizliğin içinden yürüyüp gelen biriyim.
Benim hikâyem ne tamamen yoksulluğun ne tamamen umudun hikâyesi… Benim hikâyem, direncin, sabrın, bir halkın suskun onurunun hikâyesidir. Çünkü ben, bu toprakların üstünde değil, altında biriken acıların üstünde büyüdüm.

Bugün ne yazıyorsam, bir politik metin değil bu;
bir hafızanın yankısıdır. Batman’ın sabah sisiyle, Hasankeyf’in sular altında kalan taşlarıyla, yoksul bir işçinin teriyle, bir annenin “oğlum dönmedi” diyen sessiz duasıyla yazıyorum.

Ben bu coğrafyada, kimliğini değil, vicdanını korumaya çalışan insanlardan biriyim.
Kelimelerim süslü değil; her biri bir tanıklığın, bir yüzleşmenin izini taşır. Çünkü ben, bu ülkenin doğusunda sadece doğmadım, orada büyüyen, düşünen, susmayan bir hafızayım.

Bugün size bir hikâye anlatacağım…
Ama bu, sıradan bir hikâye değil.
Bu hikâyede “bir köy”, “bir yaşlı”, “bir öğüt” değil,
bir halkın yüzyıllık sessiz çığlığı var.
Ve belki de en çok bu yüzden, sizden bir şey istemiyorum: Sadece okuyun. Çünkü bazen anlamak, konuşmaktan daha devrimcidir.

Yıllar önceydi…
Batman’ın kenar bir köyünde, yazın tozu, kışın çamuru eksik olmazdı. O köyde herkesin hikâyesi birbirine benzerdi: Toprak az, umut çoktu. Ama en çok da onurlarına tutunurlardı.

O köyde Hacı Emin diye biri yaşardı.
Altmışını geçmiş, beli bükülmüş ama sözü hâlâ dimdikti. Köylüler ona “Hacı Dayı” derdi.
Yıllarca inşaatlarda çalışmış, şehir şehir dolaşmış, kızını okutmuş, oğlunu askere göndermişti. Ama hâlâ aynı tandır ekmeğini bölüp yer, aynı seccadeye diz çökerdi.

Bir gün köy meydanında gençler toplanmış,
herkes dert yanıyordu: “Bu ülkede adalet yok.”
“Okusak da fark etmiyor.” “İş yok, umut yok.”

Hacı Dayı bastonuna dayanıp dinledi bir süre,
sonra ağır ağır konuştu:

“Evlatlarım, biz bu coğrafyada çok şey gördük.
Açlığı da, korkuyu da, ihaneti de. Ama en kötüsü ne biliyor musunuz? İnsanların birbirine güvenmeyi unutması.” Gençlerden biri, “E güven nasıl olur ki Hacı Dayı?” diye sordu.

Yaşlı adam gülümsedi. “Güven, bir parça ekmeği bölüşmekle başlar evladım. Ben zamanında Diyarbakır’da bir inşaatta çalışıyordum.
Günlüğüm beş liraydı. Bir gün cebimde sadece iki lira kaldı. Karnım aç, ama yanımdaki işçi, Suruçlu Celal, elindeki ekmeği bana uzattı. ‘Yarısını sen ye’ dedi. O gün bir şeyi anladım:
Fakirlik kötü değil, ama paylaşmamak insana yakışmaz.”

Gençler sessizleşti. Bir başka genç, “Ama Hacı Dayı, bizim sesimizi kim duyacak?” dedi. Yaşlı adam bastonunu yere vurdu:

“Kendin duymadan kimse duymaz evlat!
Önce birbirimizi duyacağız, birbirimizin acısını anlayacağız. Kürt, Türk, Arap, kim olursa olsun…
Aynı sofrada oturmazsak, aynı geleceği de kuramayız.”

O an köy meydanında bir sessizlik oldu.
Herkes başını öne eğdi. Çünkü o söz, nasır tutmuş bir elden çıkan gerçekti.

Yıllar geçti… Hacı Dayı vefat ettiğinde köyün yarısı ağladı. Ama köyde bir gelenek kaldı:
Her cuma, camiden sonra insanlar tandır ekmeğini bölüp paylaşır oldu. Kimse kimin zengin, kimin fakir olduğunu sormadı.
Sadece bilirlerdi ki, “paylaşmak” bu topraklarda hâlâ onurun başka bir adıdır.

Bu toprakların derdi çok; işsizlik, yoksulluk, ayrımcılık… Ama Hacı Dayı’nın öğüdü hâlâ geçerlidir: “İnsanlar birbirine omuz vermedikçe, hiçbir iktidar, hiçbir düzen bizi kurtaramaz.”

Toplumsal yaralar sadece sözle değil,
bir ekmeği bölüşmekle, bir çocuğun başını okşamakla, bir komşunun kapısını çalmakla iyileşir. Ve belki de bu hikâyenin özü şudur:
Gerçek barış, birbirimizi anlamaya başladığımız gün başlar.

YORUMLAR

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

YAZARLAR
TÜMÜ

SON HABERLER