Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Gazeteler Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir
Öztekin YILMAZ

ÖZTEKİN YILMAZ – BİR ASIR BEDEL ÖDENDİ, SONUÇ: KÜRTÇEYİ BİLMEYEN NESİL!

Dünyanın bir ucunda olabilirsiniz; Paris’in taş sokaklarında yağmurun altında yürürken, New York’un ışıklı gökdelenlerinin gölgesinde kaybolmuş olabilirsiniz. Belki Tokyo’da bir kafede oturuyorsunuz, belki Londra’nın sisli köprüsünde rüzgârı izliyorsunuz. Ve birisi size soracak:
“Nerelisin?”

Dudaklarınızdan çıkacak kelime bir şehir: “Batmanlıyım.”
Ama daha cümle bitmeden, sessiz ama keskin bir soru süzülür, yüreğinize saplanır:
“Kürt müsün?”

O anda bir boşluk hissedersiniz. Kimlik denen şey bir anda görünmez olur. Kökleriniz, geçmişiniz, aidiyetiniz… hepsi sorgulanır. Çocuklarınıza bırakacağınız miras, dilinizin kendisi midir, yoksa sadece isimler ve şehirler mi? Batman’dan başka şehirlerde yaşayan herkes bunu bilir. Bu soru basit bir merak değildir; bir serüvenin, bir yolculuğun kapısıdır:
“Ben kimim? Nereden geliyorum? Çocuklarım kendi dilini öğrenebilecek mi?”

Kürtçe… Sadece bir dil değil, bir halkın nefesi, bir kültürün ritmi, bir toplumun kalbidir. Evde konuşulmayan, sokakta duyulmayan bir Kürtçe, yitip giden bir kimliktir.

Ama bugün ne yapıyoruz? Aileler çocuklarına İngilizce kursları için para harcıyor, özel dersler aldırıyor, yabancı kelimelerle büyütüyor. Elbette yabancı dil önemli. Ama soruyorum:
Anadilini bilmeyen bir çocuğun İngilizcesi neye yarar?
Kürtçesiz bir nesil hangi kültürle büyür, hangi kökleri taşır?

Bir asırdır “anadilde eğitim, anadilde hak” diyenler var.
Peki bugün, mecliste, siyasi arenada bizleri temsil edenler… acaba kendileri Kürtçeyi konuşabiliyor mu? Yazabiliyorlar mı? Nutuk atarken, kürsüde halka seslenirken “anadil önemli” derler; ama evlerinde, çocuklarıyla, çarşıda esnafla, yani hayatın geri kalan %95’inde Kürtçeyi kullanamıyorlar.

Gidin Batman’ın herhangi bir mahallesine… Sizinle Kürtçe konuşacak süre 2 dakikadır; sonra hemen Türkçe’ye geçerler.
Yıllarca anadil adı altında halka ödedikleri bedeller… vaatler, sözler, nutuklar… Ve geldiğimiz nokta?
Artık kendimizle yüzleşmeliyiz.
Çünkü mesele yalnızca politik bir slogan değil, kaybolan bir neslin ve suskun bir dilin sorumluluğudur.

Evler sessiz, sokaklar sessiz… Çocuklarımız kendi dillerini duymadan büyüyor.
Biz aileler, eksiklikleri lafa gelince mangalda kül bırakmayız; ama çocuklarımız Kürtçeyi konuşamıyor.
Soru soralım:
Bir çocuk kendi dilini ailede öğrenmezse, okulda öğrenebilir mi?
Hayır… Çünkü çocuk okula gittiğinde zaten bir dili vardır; o dili evde alır, köklerini evde görür, aidiyetini evde öğrenir.

Kürtçe bir çocuk için sadece bir dil değildir.
Kürtçe onun nefesidir, rüyasıdır, şarkısıdır.
Kürtçeyi bilmeyen bir nesil…
Hangi toprakta kök salacak?
Hangi şarkıları söyleyecek?
Hangi hikâyeyi anlatacak?
Kendi geçmişini hatırlayabilecek mi?

Soru soralım tekrar:
Köklerimizi kaybettiğimizde ne kalır elimizde?
Çocuklarımıza hangi mirası bırakıyoruz?
Bir asırdır bedel ödeyenler, şimdi kendi miraslarını koruyabiliyor mu?

Dil bir toplumun varoluşudur. Dil, bir çocuğun kimliğinin kalbidir. Bir çocuk Kürtçesini bilmediğinde, bir parçası eksik kalır; kendini dünyaya anlatamaz, kökleriyle bağ kuramaz, kendi rüyasını bile kaybeder.

Kürtçe konuşalım, şarkılar söyleyelim, masallar anlatalım, hikâyeler yazalım…
Çocuklarımızın rüyalarına, nefesine, yüreğine Kürtçeyi kazıyalım.
Çünkü bir dili yaşatmak, bir halkı yaşatmaktır.

Ve unutmayalım: Bir çocuğun anadiliyle kurduğu bağ, onun dünyayı anlamasının, kendini ifade etmesinin ve kim olduğunu keşfetmesinin ilk kapısıdır.
Bizler bu kapıyı açık bırakmazsak, köklerimiz, kimliğimiz ve çocuklarımızla birlikte kaybolur.

Kürtçe…
Dilin kalbidir, geçmişin nefesidir, geleceğin şarkısıdır.
Köklerimiz susarsa, tarihimiz susar; çocuklarımız sessiz büyür.
Ve biz, aileler olarak, bu şarkıyı çocuklarımız için söylemek zorundayız.
Çünkü bir dili kaybetmek, sadece kelimeleri kaybetmek değil, kendi varlığımızı kaybetmektir.

“Zimanê me jî nasnameya me ye; bê wî, em bê nasname ne.”
(“Dilimiz kimliğimizdir; onsuz biz kimliksiziz.”)

YORUMLAR

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

YAZARLAR
TÜMÜ

SON HABERLER