Bu bir serzeniş değil. Bu, bir halkın göz göre göre ölüme terk edilen şehrine karşı haykırışıdır.
Bu hafta köşemi; çocukluğumun yankılandığı sokaklara, her taşına bir anı bıraktığım, her köşesiyle içimi sızlatan şehrim Batman’a ayırıyorum. Bu yazı bir yazı değil; bu, içi yanan bir evladın çığlığıdır. Artık susmak, bu şehirde işlenen kent cinayetlerinin suç ortağı olmak demektir. Sessizlik, ihanettir. Ve bu ihanetin bedelini sadece biz değil, bizden sonraki nesiller de ödeyecek!
Tarihsel Hafızadan Beton Mezarlığına. Bir zamanlar Mezopotamya’nın kalbinde, Dicle’nin kıyısında boy veren, medeniyetlerin kök saldığı, tarihe “İluh” olarak geçen bu kadim şehir… Artık tarih değil, talan konuşuluyor. Umut değil, umursamazlık. Kültür değil, çürümüşlük…
Batman, bugün geçmişine ihanet edenlerin ellerinde, betona gömülmüş bir hayalet şehir görünümünde. Ve bizler ya seyirciyiz ya da sessiz kalmakla bu kıyıma ortak oluyoruz. Bu vurdumduymazlık, bu duyarsızlık, Batman’a karşı işlenmiş en büyük suçtur!
90’lar Mazur Görülebilir, Peki Bugün? Evet, 1990’lar zordu. Göç, yoksulluk, güvenlik kaygısı derken şehircilik hayaldi. Ama artık 2025 yılındayız. Aradan çeyrek asır geçti. Teknoloji gelişti, bilgiye erişim kolaylaştı, şehircilik ilkeleri çağ atladı. Peki ya Batman? Bugün hâlâ aynı çarpıklık, hâlâ aynı düzensizlik…
Sebep nedir?
Bahanemiz kalmadı! Bu artık gaflet değil, bu kasten yapılan bir tahribattır. Bu bilinçli bir çökertme, bu Batman’ın kaderini karartan bir organizasyondur! Batman: Rantın Esir Aldığı Şehir
Geçtiğimiz hafta memleketimdeydim. Petrolkent’ten Cudi’ye, GAP’tan Kuyubaşı’na, Gültepe’den Bağlar’a, Hasankeyf Yolu’ndan Siirt yoluna dek nereye baksanız aynı manzara: Kaos, beton, çarpıklık.
Elinde arsası olan herkes “müteahhit”! Ne mühendislik hesabı var, ne zemin etüdü, ne şehir planı. Her yer otoparksız, yeşil alansız, nefessiz binalarla doldurulmuş. Çocuklar sokak bilmez olmuş, yaşlılar gölgede dinlenemez, gençler adım atacak boşluk bulamaz halde. Bu şehir nefes alamıyor! Ve biz buna alışıyoruz. İşte asıl felaket bu!
Yerel Yönetim mi Dediniz? O da Betonun Altında Kaldı Batman halkı yıllardır kendi yöneticisini seçiyor ama yönetenler hep atanmışlar. Her gelen kayyum, sadece asfalt, taş, ışık bıraktı. Ama ne bir vizyon, ne sürdürülebilir bir plan, ne de halkın yarını düşünülerek atılmış tek bir adım…
Diyarbakır Caddesi’ne dökülen birkaç çiçekle şehir süslenemez. Bu halk makyaj değil, yaşam hakkı istiyor! Koca bir şehir, estetikten, düzenden, insanca yaşamdan yoksun hale geldi.
Son Söz: Bu Şehir Sahipsiz Değil! Bu şehir; üç-beş kişinin çıkarı için harcanamaz. Bu topraklar; ihmal edilecek bir miras değil, onurla korunacak bir emanettir. Gelin, Batman’a sahip çıkalım. Gelin, sessiz kalmayalım. Çocuklarımız bize “Bu şehri niye korumadınız?” diye sormasın. Çünkü Batman’a yazık ediliyor…
Ve bu yazık sadece Batman’a değil, hepimize yazık oluyor!

Haklısın sevgili kardeşim ve komşum. Sözlerin doğrudan kalbe gidiyor çünkü bunlar çocukluğun, anıların ve ailenin vatanına karşı yürekten ve samimi duygulardan kaynaklanıyor… Kalp, şehrinde böyle bir kaos ve ilgisizlik gördüğünde kesinlikle üzülüyor… Ülkenin insanlarının ihaneti ve ülkelerine karşı nankörlükleri yüzünden tüm ülkelerin kaybolduğunu, düştüğünü ve yolsuzluk yayan yabancılara gittiğini gördüğünde bu duyguyu nasıl anlayabilirsin… … Ev sahibi vicdanını ve duygularını sattığında üzüntü ve kederle dolu bir duygu.