Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Gazeteler Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir
Öztekin YILMAZ

ÖZTEKİN YILMAZ – AGİT LOKMAN’IN ARDINDAN SESSİZ BİR ÇIĞLIK

24 Haziran 2024 – Akşam 20:30
Gaziantep’te Yaz Akşamıydı…
O akşam dışarıdaydım.
Bir grup arkadaşımla sokak arasında, yaz akşamının o kendine has serinliğinde oturuyorduk.

Sıradan bir gün… Konuşmalar, çay, gülüşmeler…
Tam da insanın başına kötü bir şeyin gelebileceğini hiç düşünmediği zamanlardan biri.
Derken telefonum çaldı.
Ekrana kardeşim Serhat’ın adı düştü.
Sesindeki titrek ton hâlâ kulaklarımda yankılanıyor:
“Abi… Agit…”
Sadece bu.
Ne “öldü” dedi… Ne “gitti”…
Ama dediği her şey oydu.
O an içimden bir şey çekilip alındı.
Telefon elimde değildi artık.
Ne çevremdeki sesleri duydum, ne önümü gördüm.

O akşam saat 20:30’da benim için zaman durdu.
Geriye sadece soğuk bir boşluk kaldı.
Ayağa Kalktım Ama İçim Yıkılmıştı
Ayağa kalktım ama ayakta değildim aslında.
Yüzüm bembeyazmış, arkadaşlarımın sonradan anlattığına göre.

Kısa bir sessizlik oldu… sonra bir cümle:
“Benim gitmem lazım.”
O an ne hissettiğimi tarif edemem.
Sanki içimde yıllardır bastırılmış bir feryat, Agit’in adını duyar duymaz bir uçurumdan düşmeye başladı.

Arabaya nasıl bindim, yola nasıl çıktım… bilmiyorum. Gaziantep’ten Batman’a doğru uzanan o yol boyunca gözümde hep aynı görüntü vardı:
Agit’in yüzü…
Çocukluğu…
Sessizce büyüyüşü…
Yetimlikten Toprağa Uzanan Sessizlik
Agit’in hikâyesi kolay anlatılacak bir hikâye değil.
O daha küçücük bir çocukken annesini ve babasını kaybetti.

Daha “anne” demeyi yeni öğrenmişken…
Birden kimsesiz kaldı.
Ama Allah’tan bir abi vardı…
Abdulaziz Amcam.
O dönem gençti.
Delikanlıydı.
Hayatın başındaydı.
Ama bir gecede büyüdü.
Aile büyüklerinin kararıyla, amcasının kızıyla evlendi.

Dört yetim kardeşi — Hamza, Rıdvan, Sema ve Agit — kendi evlatları gibi sahiplendi.
O ev, bir baba evi oldu.
Bir sığınak…
Bir sessiz yuvaydı artık.
Agit işte o evde büyüdü.
Ama içinde hep bir eksiklikle…
Anne kokusuz bir sabahla, baba şefkati olmadan geçen günlerle…
Ve bu eksiklik, yıllar içinde derinleşti.
Hiç konuşmadı.
Çok güldü ama içten değil…
Çok sustu ama kimse duymadı.
Ve şimdi…

Batman Mezarlığı’nda o suskun çocuğu toprağa vermeye gidiyordum.
Mezarlıkta Ölüm Bile Susmuştu
Batman’a vardığımda hava yanıyordu. Ama içimdeki boşluk, güneşten de sıcaktı.
Kalabalığın içine yürürken, sanki kendi cenazeme gidiyordum.

Mezarlıkta ölüm bile susmuştu.
Sessiz Taziye Evi, Sessiz Suç Ortaklığı
Taziye evi doluydu ama sessizlik, çınlatıcıydı.
Kimse konuşamıyordu.

Sanki biri ağzını açsa, kıyamet kopacak gibiydi.
Herkesin içinde aynı cümle dönüp duruyordu:
“Keşke anlayabilseydik…”
“Keşke bir işaret görebilseydik…”
“Keşke el uzatsaydık…”
Agit evliydi. İki küçük oğlu vardı.
O gün, küçük oğlunun doğum günüydü.
Ve Agit, ona bir video göndermişti:
“Baba seni çok seviyor…”

Belki de bu dünyaya bıraktığı son fısıltıydı.
En sessiz ama en derin vedasıydı.
Bir gün o çocuk büyüyecek, o videoyu izleyecek.
Ve belki de soracak:
“Babam neden gitti?”
Peki biz, ne diyeceğiz?..
Ne Kaldı Geriye?..
Bir eş…
İki küçük çocuk…
Ve içimizde kapanmayan bir yara…
Mekânın cennet olsun Agit…
Seni unutmayacağız.

Ama artık sadece hatırlamakla yetinmeyeceğiz.
Birbirimize daha çok bakacağız, daha çok soracağız, daha çok tutunacağız.

YORUMLAR

0 adet yorum var

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

YAZARLAR
TÜMÜ

SON HABERLER