Demokrasi ve Eğitim Etütleri Stratejik Araştırma Merkez (DESAM) Yönetim Kurulu Başkanı Başkanı Gürkan AVCI yaptığı açıklamada, çocuğunun ağaya, patrona, ranta ve cehalete kul olmasın diye yapılandırılması gerekirken; oysa bugün devlet okulları içi boşaltılarak, halkın çocukları ucuz iş gücü olsun diye bilerek geride bırakılıyor. Eğitimin kalitesini düşürmek, yoksulun çocuğunu “modern köleliğe” mahkûm etmektir diyerek bu duruma sert tepki gösterdi.
EZBERCİLİK BİR HATA DEĞİL, BİR UYUŞTURUCUDUR!
Türkiye’nin eğitim sistemi, halkın çocuklarına “test çözün, soru ezberleyin” diyor. Neden? Çünkü sorgulayan, nedenini soran, hakkını arayan insan tehlikelidir. Halkımıza sesleniyorum diyen AVCI, sizi birer “robot” gibi görüyorlar; içine sadece onların istediği bilgiyi yükleyip, sınav günü geri çekiyorlar. Bu sistem, evlatlarınızın beynini sömüren bir “bilgi hapishanesidir.” dedi.
ANNE VE BABALARIN VİCDAN AZABI ÜZERİNDEN SERVET KAZANILIYOR!
Sistem, velileri korkuyla besliyor. “Çocuğun okumazsa aç kalır” diyerek halkı dershanelere, özel okullara mahkûm ediyorlar. Bir baba evladına yardımcı ders kitabı alamadığı için başını öne eğiyorsa; özel ders aldıramıyor, dershaneye gönderemiyorsa orada eğitim değil, vicdan ticareti vardır diyen Gürkan AVCI, çocuklarınızın parlayan gözlerini, test kâğıtlarının donukluğuna kurban ediyorlar dedi.
ZENGİNİN ÇOCUĞU İNSAN DA, FAKİRİN ÇOCUĞU DEĞİL Mİ?
Zengin çocukları yurtdışında, özel okul ve kolejlerde, “proje okullarında” robotik kodlama yaparken; köylü, dar ve sabit gelirli ya da işçi çocuğu yıkık dökük sınıflarda, boş geçen derslerde, baştan savma eğitimlerle o işe yaramayan diplomayı almaya ve sadece hayatta kalmaya çalışıyor ifadelerini kullanan AVCI, her çocuk öğrenme aşkıyla doğar; ama bu sistem o aşkı “paran yoksa başaramazsın” diyerek daha ilkokulda boğuyor. Eğitim sistemi, fakir çocuğuna diploma değil, babasının sosyal sınıfında kalacağına dair bir “onay belgesi” veriyor. Zengin çocuğu dünyayı yönetecek vizyonla donatılırken, halkın çocuğu sadece emirlere itaat edecek, test çözen birer “biyo-robot” olarak kodlanıyor. Bu, eğitim sistemi üzerinden yoksulluğun kalıcı hâle getirilmesidir dedi.
ÖĞRETMEN DEĞİL, SINAV TEKNİSYENİ DAYATMASI!
İdealist öğretmenlerimizi müfredatın hantallığı ve geçim derdiyle boğarak onları birer “bilgi aktarıcısı” hâline getirdiniz diyen AVCI, sınıfta hayatı anlatması gereken öğretmeni, test çetelesi tutan bir gardiyana dönüştürdünüz. Öğretmen mutsuzsa, o sınıftan özgür ruh çıkmaz dedi.
BAKANLIK DEĞİL, İSTATİSTİK MÜDÜRLÜĞÜ!
DESAM Başkanı AVCI, Millî Eğitim Bakanlığı, çocukların mutluluğunu ya da yeteneğini değil; “okullaşma oranlarını” ve “başarı istatistiklerini” yarıştırıyor. Rakamlar büyürken insan küçülüyor. Sizin yüzde 99 dediğiniz okullaşma oranı, belki de yüzde 99 oranında hayal kırıklığı ve gelecek kaygısıdır ifadelerine yer verdi.
AÇIK SORULAR VE ŞİMDİ YÜZLEŞME VAKTİ!
Ey AKP, CHP, MHP, DEM… Yöneticileri kendi çocuklarınızı göndermediğiniz devlet okullarını neden bu halkın tek seçeneği olarak bıraktınız? Eğitimi bir ticaret kapısı, öğrenciyi bir “müşteri” olarak görmekten ne zaman vazgeçeceksiniz?
Ey Millî Eğitim Bakanlığı; kâğıt üzerindeki başarı oranlarınızla kimi kandırıyorsunuz? Sokaktaki işsiz diplomalı gençleri görmüyor musunuz? Uyarısında bulunan Gürkan AVCI,
Ey halkım! Senin çocuğun “aptal” olduğu için değil, sistem “adaletsiz” olduğu için kaybediyor. Eğitimde eşitlik gelmedikçe her sınav, geleceğin hırsızlığıdır diyerek,
Biz bu sahte, baştan savma, kalitesiz eğitim düzenini; bu cüzdan endeksli eleme sistemini, bu çocuk ruhu tüccarlığını
REDEDİYORUZ!
Özgün, çağdaş ve ideal bir eğitim sisteminin sönen meşalesi yeniden yanana kadar; eğitim paranın değil, aklın ve emeğin, sevginin ve vicdanın hakkı olana kadar durmayacağız.
Ey halkımız! Senin çocuğunun çalınan geleceği, birilerinin banka hesabındaki faizidir. Bu hırsızlığa “sınav sistemi” diyerek kılıf uydurmalarına izin verme! Dedi.
