Hayat…
Bazen omzumuza sessizce dokunur ve tek bir soru sorar:
“Gerçekten neyin peşindesin?”
Çoğumuz bu soruya cevap veremeden yılları tüketiyoruz.
Daha fazla kazanmak için daha az yaşıyor…
Daha iyi bir gelecek uğruna bugünü ihmal ediyoruz.
Oysa hayatın en kıymetli hazineleri ne kasalarda saklıdır ne de tapulara yazılır.
Onlar, bir annenin duasında…
Bir babanın suskun gururunda…
Bir eşin sabrında…
Bir kardeşin omzunda…
Bir çocuğun masum gülüşünde gizlidir.
İnsan, bunların değerini çoğu zaman yanındayken değil; eksildiklerinde anlıyor.
Anne gidince evin sesi değişiyor.
Baba gidince insanın sırtındaki dağ çekiliyor.
Kardeş uzaklaşınca çocukluğun bir yanı sessizleşiyor.
Eş kırılınca aynı evin içinde bile yalnızlık büyüyor.
Çocuk büyüyünce ise zamanın ne kadar acımasız aktığını fark ediyorsun.
Ve işte o gün…
En büyük yalnızlığın tek başına kalmak olmadığını öğreniyorsun.
Asıl yalnızlık…
Sevecek insanın varken sevgini ertelemektir.
Sarılacak omuzun varken gururuna yenilmektir.
“Sonra söylerim.” dediğin sözleri, bir mezar taşına fısıldamaktır.
Hayatın en ağır yükü yoksulluk değildir.
Sevdiklerine vakit ayıracak kadar zengin olamamaktır.
Çünkü ömür…
Takvimden kopan yapraklarla değil, kaç kişiye “İyi ki varsın.” diyebildiğinle ölçülür.
Bugün annenizi arayın.
Babanızın elini tutun.
Kardeşinizle aranızdaki mesafeyi değil, muhabbeti büyütün.
Eşinize teşekkür edin.
Çocuğunuzu sadece geleceğe hazırlamayın; bugününe de ortak olun.
Çünkü yarın…
Hepimizin elinden kayıp giden en pahalı kelimedir.
Unutmayın;
İnsan öldüğünde geride bıraktığı evler değil…
Dokunduğu yürekler konuşur.
Ve gerçek değer…
İsminiz anıldığında insanların gözlerinde beliren sevgi kadar büyüktür.
Hayatı ertelemeyin.
Sevginizi geciktirmeyin.
Çünkü yalnızlık, kapıyı çaldığında artık hiçbir servet onu dışarıda bırakamaz.

YORUMLAR