Değerli okurlarım, kıymetli Batman halkı…
Ben Hasankeyfliyim. Bizim oralarda bize “Tori” derler. Bu toprağın tozunu yutmuş, derdini omzunda taşımış, sevincini yüreğinde büyütmüş bir kardeşinizim. Batman’ın sokaklarını bilirim; hangi mahallenin hangi derdi sakladığını, hangi annenin gözünün neden nemli olduğunu, hangi gencin umutla başlayıp karanlıkta kaybolduğunu bilirim… Ve bildiğim hiçbir şeye de bugüne kadar sessiz kalmadım, kalamam.
Kalemim yettiğince, dilim döndüğünce hep söyledim:
Bu şehrin en büyük sorunlarından biri, sorunlara karşı oluşan alışkanlıktır.
Evet, yanlış duymadınız… Biz Batman’da sorunlarla yaşamaya alıştık. Uyuşturucuya alıştık, gençlerin kayboluşuna alıştık, doğanın talan edilmesine alıştık, ahlaki çöküşe alıştık… Alıştıkça da sustuk. Sustukça büyüdü bu karanlık.
Daha önce de defalarca aşiret derneklerini eleştirdim. Çünkü gördüğüm tablo buydu: Protokol masalarında, düğün salonlarında, fotoğraf karelerinde var olan ama halkın gerçek sorunlarında sessiz kalan yapılar… Bir el sıkışmanın, bir fotoğraf vermenin ötesine geçemeyen bir anlayış… Ve açık konuşayım; bu halk artık süslü tabelalardan, gösterişli isimlerden çok yoruldu.
Ama…
İşte tam da bu “ama”, bugün bu yazıyı yazmama sebep oldu.
Kısa bir süre önce kurulan Batman Tımoklular Derneği’nin düzenlediği program, alışılmışın dışındaydı. Sadece bir etkinlik değil, adeta bir yüzleşmeydi.
“Toplumu Bilinçlendirme Konferansı/Şöleni” adı altında düzenlenen bu programda; uyuşturucu, fuhuş, tefecilik, dolandırıcılık, yasa dışı bahis ve doğa tahribatı gibi Batman’ın kanayan yaraları açık açık konuşuldu.
Bakın… Bu çok basit bir şey gibi görünebilir ama değildir.
Çünkü bu şehirde ilk kez bir aşiret derneği, meseleleri örtmek yerine açtı. Saklamak yerine ortaya koydu. Ve en önemlisi, işi ehline bıraktı.
Alanında uzman akademisyenler, hukukçular, psikologlar, sivil toplum temsilcileri, din alimleri… Hepsi aynı masada, aynı dert için bir araya geldi. Bu, Batman için sıradan bir gelişme değildir. Bu, zihniyet değişiminin ilk kıvılcımıdır.
Çünkü mesele sadece konuşmak değil…
Mesele, doğru insanlarla doğru meseleleri konuşabilmektir.
Uyuşturucu meselesi bir dedikodu konusu değil, bir bilimsel mücadele alanıdır.
Fuhuş ve ahlaki çöküş sadece kınanarak çözülmez, sosyal politikalarla ele alınmalıdır.
Tefecilik ve dolandırıcılık sadece şikâyet edilerek bitmez, hukuki ve ekonomik çözümler gerektirir.
Doğa tahribatı ise sadece izlemekle değil, bilinç ve mücadeleyle durdurulur.
İşte bu programda tam olarak bu yapıldı.
Ben açık söyleyeyim: Bu adım, geç kalmış ama kıymetli bir adımdır.
Ve eğer samimiyetle devam ederse, bu şehir için bir dönüm noktası olabilir.
Çünkü Batman’ın artık vitrin değil, vicdan hareketlerine ihtiyacı var.
Gösteriş değil, sorumluluk lazım.
Suskunluk değil, cesaret lazım.
Bugün Tımoklular Derneği bir kapı araladı.
Peki diğerleri ne yapacak?
Hâlâ düğün salonlarında fotoğraf mı çektirecekler,
yoksa bu şehrin karanlığına bir mum da onlar mı yakacak?
Unutmayalım…
Batman’ın kurtuluşu, birkaç kişinin değil; herkesin elini taşın altına koymasıyla mümkün olacak.
Ve son sözüm şudur:
Eğer bir aşiret derneği, halkın gerçek sorunlarını konuşmaya başlamışsa, bu sadece bir etkinlik değil…
Bu, değişimin başladığının ilanıdır.
Bu kıvılcımı büyütmek ise artık hepimizin sorumluluğudur.

YORUMLAR