Dün Batman Çarşısı’nın tam göbeğinde, kalabalığın ortasında durdum.
Ne bir çağrı vardı durmam için, ne de bir bahane…
Sadece içimden bir ses, “Yavaşla,” dedi.
Sanki yıllardır duymadığım bir ses, bir yerlerden usulca dokundu omzuma.
Ve o anda, çevremdeki hayatı ilk kez bu kadar çıplak gördüm.
Kadınların yüzünde geçim derdi, Gençlerin gözlerinde ertelenmiş hayaller, Esnafın sesinde “Bugün de idare edelim” kaygısı, Yaşlıların bakışlarında unutulmuş bir huzur arayışı…
Batman’ın sokakları bana bir şey söylüyordu ama biz onu duymayacak kadar hızlı yürüyoruz.
Bu şehir yorulmuş. Ama en çok bu şehirde yaşayan kalpler yorulmuş.
Siyaset konuşuyoruz bol bol… Kim ne yaptı, kim ne dedi, hangi parti kimi aday gösterdi… Ama kimse kendine sormuyor:
Ben bu şehirde nasıl bir iz bırakıyorum? Ben iyi bir insan mıyım? Ben, benim yüzümden kırılan bir kalbe hiç dönüp baktım mı?
Toplumsal meseleler büyük laflarla çözülmüyor. Bir çocuğun başını okşamayı unuttuğumuz an büyüyor sorunlar. Bir yaşlıyı dinlemeyi bıraktığımız an çöküyor değerler. Bir gencin omzundaki yükü görmediğimiz gün küçülüyor umutlar.
Batman’ın en büyük sorunu bazen işsizlik değil, bazen siyaset değil, bazen güvenlik değil… Bazen sadece birbirimizi görmeyi bırakmamız.
Durdum, baktım…
Ve anladım ki:
Bu şehirde en çok ihtiyaç duyduğumuz şey, birbirimize dokunmak. Bir selam, Bir “Nasılsın?”, Bir gülüş… Bazen bütün toplumsal barış, bu küçücük eylemlerde gizlidir.
Politikanın çözemediğini bazen insanlığın sıcaklığı çözer.
Herkesin yüksek sesle konuştuğu yerde bazen en etkili söz, sessiz bir insanca duruştur.
Batman’ın ışıkları gece olunca titriyor; ama asıl titreyen şey, insanların içindeki umut.
Biz yoruldukça şehir soluyor. Biz umutsuzluğa kapıldıkça sokaklar sessizleşiyor. Biz birbirimizi unuttukça Batman kalabalık ama yalnız bir şehir hâline geliyor.
O yüzden bugün sana bir çağrım var: Bir dakikanı bu şehre değil, kendine ayır.
Telefonu bırak.
Koşmayı bırak.
Düşünmeyi bırakma ama yargılamayı bırak. Gökyüzüne bak.
Nefes al.
Bir dakika boyunca sadece var ol.
Göreceksin… Şehir sana başka konuşacak. Sokaklar başka renk alacak. Yürüyüşün bile yumuşayacak.
Çünkü mesele Batman’ın değişmesi değil. Mesele bizim değişmemiz. İnsan değiştiği zaman şehir nefes alır; insan nefes aldığında toplum güzelleşir.
Ve belki bir gün… Bu şehirde bir dakikalık sessizlik, bir ömrün huzuruna dönüşür.

YORUMLAR