Ruhunu Allah’a ulaştıran kişi, mürşidine tâbî olandan Allah’a daha yakındır. Fizik vücudunu Allah’a teslim eden kişi, ruhunu Allah’a teslim edenden daha yakındır. Nefsini Allah’a teslim eden kişi, fizik vücudunu teslim edenden daha yakındır. İrşad olan kişi, nefsini Allah’a teslim edenden daha yakındır. İradesini Allah’a teslim eden kişi ise hepsinden ve irşad olan kişiden daha yakındır.
Buradaki “yakınlıkta sevgiden başka” ifadesi “kim daha yakınsa o Allahütealâ tarafından daha çok sevilir” manasındadır. Kişinin sonsuz sevgiye ulaşması, iradesini de Allah’a teslim ettiği noktadadır. “Güzellikleri artırırız” ifadesinin manası burada ortaya çıkmaktadır. Mağfiret etmek, kişinin günahlarını örtmenin ötesinde sevaba çevirmektir. Bu, mükâfatın, güzelliklerin, iyiliğin kat kat artırılmasıdır.
Hüsün, Hüsna güzel olan demektir. Allahütealâ “Hüsna” diyerek iki şey söylemiş olmaktadır: 1. Allah’ın Zat’ına ulaşmak, 2. İradeyi Allah’a teslim etmek, Allah’ın Zat’ını görmek. Allahütealâ, Yunus Suresinin 25. Ayeti birinci şıkkı ve 26. Ayeti de ikinci şıkkı ifade ediyor. 3- Nuh a.s. ücret istemedi: 26/ŞUARÂ-109: Ve ona (tebliğe) karşı sizden bir ücret istemiyorum. Benim ücretim sadece âlemlerin Rabbine aittir. “Takva sahibi olun, Allah’a ulaşmayı dileyin.” diye tebliğde bulunanlar, tebliğleri için ücret istemezler. Onların ücretleri sadece Allah’a aittir. 4- Salih a.s. ücret istemedi: 26/ŞUARÂ-145: Ve ona (tebliğime) karşı sizden bir ücret istemiyorum. Benim ücretim sadece âlemlerin Rabbine aittir.
Bütün Resuller için yine aynı şey söz konusudur. Ücreti Allah tayin eder. Savaş bittiğinde ganimetin paylaştırılması söz konusu olduğunda Allahütealâ buyuruyor: “Ganimetin yarısı Allah’ın ve Resulündür.” diyor. Böylece Peygamber Efendimiz (S.A.V)’in ücretini Allah tayin ediyor. Allahütealâ, bütün Resullerin ücretini bu veya başka bir tarzda mutlaka kendilerine öder. Allah her şeye kadirdir. Resullerini aç ve açıkta hiçbir zaman bırakmamıştır. Ve Hz. Salih de aynı şeyi söylüyor. 5- Lut a.s. ücret istemedi: 26/ŞUARÂ-164: Ve ona (tebliğime) karşı sizden bir ücret istemiyorum. Benim ücretim sadece âlemlerin Rabbine aittir.) Hz. Lut: “Benim ücretim sadece âlemlerin Rabbine aittir.” demektedir. Daha büyük bir ücret olamaz.
Nübüvvete dayalı Risalet müessesesi, kâinattaki en büyük makamdır. Peygamber Efendimiz (S.A.V)’den sonra da huzur namazının imamlığı devam etmektedir. Ama en büyük makamın sahipleri tarafından üstlenilemez. Çünkü Peygamber Efendimiz (S.A.V)’den sonra hiç kimse nübüvvetin sahibi olamaz.
Huzur Namazının İmamlığı nasıl Hz. İsa ile Peygamber Efendimiz (S.A.V) arasındaki devrede, veli Resullerle vekâleten temsil edilmişse Peygamber Efendimiz (S.A.V)’den sonra da gene veli Resuller tarafından vekâletle temsil edilecektir. Son Nebî, son peygamber, Hatem’ül enbiya, Nebîlerin mührü, O’dur.
Peygamber Efendimiz (S.A.V) ile Nebîler hitam bulmuş, yani sona ermiştir.
6- Şuayb a s. ücret istemedi:
26/ŞUARÂ-180: Ve ona (tebliğime) karşı sizden bir ücret istemiyorum. Benim ücretim sadece âlemlerin Rabbine aittir Hz. Şuayb a.s. da ücret istemediğini, ücretinin Allah’a ait olduğunu söylüyor. Allah razı olsun.

YORUMLAR