Allahütealâ, Sıratı Mustakîm’in “Kendisine yönlendirilmiş yol” olduğunu açık bir şekilde belirtmektedir.
İnsan ruhunun Allah’a ölmeden evvel ulaşmasına engel olmak isteyenler, Allah’a davet etmeyenler, Allah’a davet edenlere kızanlar Sıratı Mustakîm’in Allah’a ulaştıran yol olduğunu gizlemeye çalışmaktadırlar. 4/NİSÂ-175: Böylece Allah’a âmenû olanları (ölmeden önce ruhunu Allah’a ulaştırmayı dileyenleri) ve O’na (Allah’a) sarılanları ise, (Allah) kendinden bir rahmetin ve fazlın içine koyacak ve onları, kendisine ulaştıran “Sıratı Mustakîm”e hidayet edecektir (ulaştıracaktır). Burada Kur’an’ı Kerim’deki en büyük gerçeklerden biriyle karşı karşıyayız.
Allahütealâ, Sırat-ı Müstakim dediğimiz zaman Sırat-ı Müstakim’in Allah’a ulaştıran yol olduğunu söylüyor. Demek ki Sırat-ı Müstakim bir yol ki insanların ruhlarını Allah’a ulaştırıyor. Dikkat edin ki Kur’an’ı Kerim meallerinde Sırat-ı Müstakim’in tarifi yapıldığı zaman (eski kitaplarda Sırat-ı Müstakim’in tarifi yapıldığı zaman) tarifler şöyle veriliyor; Sırat-ı Müstakim doğru yoldur, Allah’ın dosdoğru yoludur, ana caddedir, insanların hangi tarzda hareket edeceklerini gösteren kaidelerin uygulandığı yoldur ve buna benzer belki yüz çeşit açıklama.
Ama Sırat-ı Müstakim nedir diye sorduğunuz zaman eski kitapların hiçbirinde (yani mürşidler tarafından yazılan kitapların dışında diğer alimlerin yazdığı hiçbir kitapta) Sırat-ı Müstakim’in Allah’a ulaştıran yol olduğu belirtilmemiştir, işaret edilmemiştir. Oysa ki, net olarak görünüyor ki, (bu ayeti kerimede net olarak görünüyor ki) Sırat-ı Müstakim insanların ruhlarını ister ölmeden evvel ister öldükten sonra Allah’a ulaştıran yoldur.
Tariki müstakim üzeri olanlara tarikat ehli denir. Fırkai naciyeyi oluşturan bu topluluklara ehli tarik, yani tarikat ehli denir. Her tarikat gurubunun başındaki görevli mürşidi Allah tayin eder. 16/NAHL-9: Ve sebîllerin (dergâhlardan Sıratı Mustakîm’e ulaşan bütün yolların yani mürşidlerin) tayini, Allah’ın üzerinedir. Ve ondan sapanlar vardır. Ve eğer O dileseydi, sizin hepinizi hidayete erdirirdi.
Sebîller, her mürşidin bulunduğu dergâhtan, devrin imamının bulunduğu dergâha kadar ulaşan, yeryüzünün sathına paralel yollardır.
Bu, Sıratı Mustakîm’in 1. kesimidir. Devrin imamının dergâhından 7 tane gök katını birer birer aşarak 7. gök katına ulaşan 2. sebîlin adı “Tarîki Mustakîm”dir. Zemin kattan 7. kata kadar çıkaran Tarîki Mustakîm, özel bir tarıktir. Hem girişinde hem de çıkışında altın bir kapı vardır. Devrin imamının dergâhındaki altın kapıdan Tarîki Mustakîm’e girilir, 7 kat yükselip, 7. katta altın kapıdan geçerek Tarîki Mustakîm’den çıkılır. Bu, fetih kapısıdır. Tarîki Mustakîm, burada tamamlanır. Sonra 7 tane yatay âlem geçilir. Bu, Sıratı Mustakîm’in 3. sebîlidir. 7. âlemin en üst noktası olan Sidretül Münteha’dan yukarıya, Allah’a uzanan 4. yol, 4. sebîldir.
Her Müslümanın tariki müstakim üzerinden ruhunu Allah’a ulaştırmasına vesile olacak olan mürşidini Allah’tan sorması üstüne farzdır. 5/MÂİDE-35: Ey âmenû olanlar (Allah’a ulaşmayı, teslim olmayı dileyenler); Allah’a karşı takva sahibi olun ve O’na ulaştıracak vesileyi isteyin. Ve O’nun yolunda cihad edin. Umulur ki böylece siz felâha erersiniz.Allahütealâ burada âmenû olanların takva sahibi olmasını ve Allah’a ulaştıracak olan vesileyi, yani mürşidi Allah’tan istemelerini emrediyor.
Tabiatıyla mürşide ulaştıktan sonra da nefs tezkiyesi söz konusu. Ve Allahütealâ, “Allah yolunda cihad edin.’ diyor. Bu cihad, hem insanın nefsiyle yapacağı büyük cihad hem de Allah’ın düşmanlarıyla yapılan küçük cihadı kapsar. Allahütealâ, felâha ermenin, kurtuluşa ermenin cihadla mümkün olacağını söylüyor. Bu ayetteki cihad nefs tezkiyesi ve tasfiyesi olan büyük cihaddır. Nefse karşı cihad-ı ekberi kazanmak ancak mürşide tâbî olmakla gerçekleşir.
Mürşidsiz hiç kimse tek başına büyük cihadı başaramaz. Allah’tan, Allah’a ulaştıracak olan vesileyi istemek, mürşidi istemek, nefs tezkiyesi yapmak farzdır. Felâh, cennet müjdesine, cennet kurtuluşuna ulaşmaktır. Bunu Allah’a kalpten ruhunu ölmeden önce ulaştırmayı ve böylece huşu sahibi olanların, Allah’a hacet namazı kılarak sorması gerekmektedir.
2/BAKARA-45: (Allah’tan) sabırla ve namazla istiane (özel yardım) isteyin. Ve muhakkak ki o (hacet namazı ile Allah’a ulaştıracak mürşidini sormak), huşû sahibi olanlardan başkasına elbette ağır gelir. 2/BAKARA-46: Onlar (o huşû sahipleri) ki, Rab’lerine (dünya hayatında) muhakkak mülâki olacaklarına ve (sonunda ölümle) O’na döneceklerine yakîn derecesinde inanırlar Allah razı olsun.

YORUMLAR