Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Gazeteler Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir
Mehmet Şükrü GÜNDÜZ
Mehmet Şükrü GÜNDÜZ

MEHMET ŞÜKRÜ GÜNDÜZ – DİJİTAL DÜNYADA KAYBOLAN ÇOCUKLUK

Mahallelerde top seslerinin, ip atlayan kızların kahkahalarının, misket oynayan çocukların neşesinin yankılandığı günleri hatırlıyor musunuz? Bugün aynı mahallelerden sadece ekran ışıklarının parıltısı yükseliyor.

Çocukluk, dijital dünyanın içinde şekil değiştiriyor. Elbette teknoloji hayatımıza büyük kolaylıklar sağlıyor. Ancak işin acı tarafı şu: Çocuklarımız, hayalini kurarak değil, tıklayarak büyüyor.

Psikologların sıkça vurguladığı bir gerçek var: Çocuk, en iyi oyun oynarken öğrenir. Oyun; paylaşmayı, kaybetmeyi, sabretmeyi ve yeniden denemeyi öğretir. Oysa ekran başındaki çocuk, hazır senaryoların pasif seyircisi oluyor. Ne düşüyor, ne kalkıyor; dolayısıyla hayatın “gerçek” deneyimlerinden mahrum kalıyor.

Sokak oyunlarının yerini tabletler alınca, çocuğun doğayla bağı da zayıflıyor. Bir çiçeğin toprağa tutunmasını görmek, bir kediyi sevmek ya da düşüp dizini hafifçe yaralamak… Bunların hepsi çocukluğun öğretmenleridir.

“ ÇOCUK, YAŞADIĞI ORTAMIN ÜRÜNÜDÜR.” – MARİA MONTESSORİ

Elbette teknolojiyi şeytanlaştırmak doğru değil. Çünkü çocuklarımızın geleceği dijital dünyada şekillenecek. Burada önemli olan, dengeyi kurmak. Yani dijital araçları birer amaç değil, araç olarak görmek.

PEKİ BU DENGE NASIL SAĞLANIR?

Haftada bir gün “doğa günü” şeklinde çocuğu parka, bahçeye, ormana götürmek. Toprakla temas ettirmek Ekransız saatler belirleyerek Günün belirli bir dilimini ailecek ekransız geçirmek. Oyun oynayarak, sohbet ederek ya da birlikte yemek yaparak.

Sorumluluk verecek şekilde çocuğa küçük görevler vermek. Bahçeyi sulamak, alışveriş listesini hazırlamak, sofrayı kurmak gibi. Böylece sadece tüketen değil, katkı sunan birey olmayı öğrenir.

Mutluluk, ekran başında bulunacak bir şey değildir. Birlikte toplanan sofrada, parktaki koşu yarışında, babanın omzunda taşınan o kısa yolculukta gizlidir. Çocuğun ihtiyacı, pahalı oyuncaklar ya da son model tabletler değil; anne-babasının ilgisi, sevgisi ve yanında hissetmesidir.

TOLSTOY, “MUTLULUK BÜYÜK ŞEYLERDE DEĞİL, KÜÇÜK ŞEYLERDE GİZLİDİR” DER.

İşte bu yüzden çocuklarımızı küçük şeylerin kıymetini bilmeleri için yönlendirmeliyiz. Çünkü ileride mutlu yetişkinler olmalarının yolu, bugünkü çocukluk anılarından geçiyor.

Dijitalleşen dünyada çocuklarımızı tamamen sokaklara döndüremeyebiliriz. Ama onlara gerçek hayatla bağ kurma fırsatlarını sunabiliriz. Çocukların ellerinden tabletleri almak değil,kalplerine dokunmak gerekiyor. Unutmayalım, geleceğin güçlü bireyleri sadece “bilgiye erişen” değil, aynı zamanda “hayatı deneyimleyen” çocuklardan doğacak.

YORUMLAR

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

YAZARLAR
TÜMÜ

SON HABERLER