Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Gazeteler Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir
Mehmet Şükrü GÜNDÜZ

MEHMET ŞÜKRÜ GÜNDÜZ – BİRAZ YAVAŞLASAK DA HAYATI YAKALASAK?

Fark ettiniz mi, artık herkes bir yerlere yetişme telaşında…

Sabah alarm çalıyor, kahvaltı aceleyle, trafik sinirle, işler koşuşturmayla, akşam yorgunlukla geçiyor. Hepimiz aynı hikâyenin içindeyiz aslında: “Yetişme telaşı.”

Sokaklarda yürüyen insanlara bakıyorum; kimsenin yüzü birbirine dönük değil, herkesin gözü telefon ekranında, kulağı bildirimde, zihni bir sonraki adımda. Sanki hayat bir yarış pistine dönüşmüş. Ama kimse neyi kazandığını tam olarak bilmiyor
.
Hızlı yaşamak neredeyse bir başarı ölçüsü hâline geldi. Kim daha meşgulse, kim daha yoğunsa, sanki o daha “Önemli” sayılıyor.

Ama bir durup sorsak kendimize: Gerçekten yetiştiğimiz bir yer var mı? Yoksa sadece bir şeyleri kaçırmama telaşıyla, aslında kendimizi mi kaçırıyoruz?

Modern dünyanın bize sunduğu bu hız, başta kolaylık gibi görünse de içten içe bizi yoran bir tempoya dönüştü. İş yerinde daha çok üretmeye, evde daha çok yetişmeye, sosyal hayatta daha çok görünmeye çalışıyoruz. Ama daha çok derken daha az huzur, daha az bağ, daha az farkındalık içinde kayboluyoruz.

Bir bakıyoruz, çocuklarımız büyümüş ama biz o anların içinde pek yokuz. Bir bakıyoruz, işte başarılıyız ama içimiz eksik. Bir bakıyoruz, günler geçip gitmiş ama anı yaşamayı unutmuşuz.
Oysa bazen anlam, hızda değil duruşta gizlidir. Bir bardak çayı gerçekten hissederek içmekte, yürürken gökyüzüne bakmakta, sessiz bir akşamda düşüncelere dalmakta…

Bir söz vardır: “Asıl olan göze görünmez.”
Bu yüzden bazen gözleri değil, kalbi dinlemek gerekir. Belki de hayatın güzelliği, tam da o kaçırdığımız küçük anlarda saklıdır. Ama bazen o anı fark edebilmek için yavaşlamak gerekir.

Modern dünya bize hızın konforunu sundu ama ruhumuzun ritmini bozdu. Her şey hemen olsun istiyoruz: mesajlar, yemekler, ilişkiler, başarılar… Oysa hayatın özü hemen değildir. Bir ağacın meyve vermesi, bir çocuğun büyümesi, bir kalbin iyileşmesi zaman ister.

Belki de anlamlı bir hayat, çok şey yapmakta değil; yaptıklarımızda gerçekten var olabilmektedir. Güneşin batışını izlerken acele etmeyelim. Sohbet ederken bir göz teması göz teması kurun. Bakışlarınızda gülümseme eksik olmasın. Zaman bizi sürüklemeden, biz zamanı duyarak yaşayalım.

Bazen hiçbir şey yapmamak da bir şeydir. Belki de tam o anda, hayat en anlamlı hâline bürünür.
Ve en önemlisi, günün sonunda Bugün gerçekten yaşadım mı? diye kendimize sormayı alışkanlık hâline getirelim.Hayatı anlamlı kılmak, büyük şeyler yapmakla ilgili değil. Bazen sadece yavaşlamayı seçmek, en cesur adımdır.

Biraz durup düşünelim, biraz hissedelim. Çünkü aceleyle yaşanan bir ömrün sonunda, en çok pişman olunan şey hep aynı oluyor:
“Keşke biraz yavaşlasaydım.”

YORUMLAR

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

YAZARLAR
TÜMÜ

SON HABERLER