Bu ülkede öfke çoğu zaman yanlış yere düşer.
Tıpkı yağmurun çatıyı dövüp temele ulaşamaması gibi…
Gürültü vardır ama iz yoktur.
Bağırış çoktur ama hesap yoktur.
Her şey zamlanır.
Ekmek, elektrik, su, kira, umut…
Ama biz en çok çaya gelen zamma kızarız.
Çünkü çay kolaydır.
Çünkü çay savunmasızdır.
Çayın arkasında iktidar yoktur,
ihale yoktur,
koltuk yoktur.
Çaya bağırmak serbesttir bu ülkede.
Ama düzeni sorgulamak…
İşte orada ses kısılır.
Batman’da da tablo farklı değildir.
Sadece acı daha çıplak, daha görünürdür.
Gençler işsizdir ama torpil konuşulmaz.
Listeler vardır ama açıklanmaz.
Kapılar kapalıdır ama umut dağıtılır.
Sonra biri çıkar,
en alt kademedeki memura bağırır.
Yetkisi olmayan müdüre söver.
Sessiz kuruma dilekçe yazar.
Çünkü bizde öfke,
gücü olana değil, gücü yetene yönelir.
Dürüst olalım:
Bu ülkede herkes neyin yanlış olduğunu bilir.
Ama çoğu, yanlış kişiye kızmayı tercih eder.
Çünkü doğru kişiye kızmanın bedeli vardır.
Yanlış kişiye kızmanın ise alkışı…
Sosyal medyada çay zamları konuşulur,
ama neden geçinemediğimiz konuşulmaz.
Market fiyatları paylaşılır,
ama bu fiyatları kalıcı kılan politikalar sorgulanmaz.
“Hayat pahalı” deriz,
ama hayatı pahalılaştıran düzene dokunmayız.
Çünkü dokunmak cesaret ister.
Çaya kızmak ise konforludur.
Batman’da bir çocuk sabah okula aç gider,
suç kantindedir.
Bir baba üç iş bakar,
suç esnaftadır.
Bir anne pazar filesini dolduramaz,
hedef manavdır.
Kimse şunu sormaz:
Bu şehir neden üretmiyor?
Bu gençler neden göç ediyor?
Bu kadrolar kimlere gidiyor?
Bu adalet neden hep yukarıya bakınca susuyor?
Sorular büyüktür.
Cevaplar tehlikelidir.
Bu ülkede sorun sadece zam değildir.
Sorun, alışmamızdır.
İtirazı küçükte tutup,
itaati büyüğe saklamamızdır.
Biz çaya kızdıkça düzen rahatlar.
Biz esnafa bağırdıkça sorumlular koltuklarını sağlamlaştırır.
Biz aşağıya vurdukça yukarıdakiler görünmez olur.
Bu bir tesadüf değil,
bu bir sonuçtur.
Batman susarak çok şey kaybetti:
Gençlerini, zamanını, sabrını…
Şimdi bir de öfkesini yanlış harcayarak kaybediyor.
Oysa bu şehir bağırmasını bilir.
Ama artık doğru yere.
Çaya değil,
hayatı bu kadar pahalı kılan düzene.
Memura değil,
memuru çaresiz bırakan sisteme.
Sessiz kuruma değil,
sessizliği yöneten iradeye.
Öfkemizi küçüğe değil büyüğe yöneltelim.
Cesaretimizi zayıfa değil güçlüye karşı kullanalım.
Çünkü gerçek değişim,
yanlış hedeflere atılan sloganlarla değil,
doğru adreslere yöneltilen sözlerle olur.
Çay zamlanır, yarın iner.
Ama yanlış yere yönelen öfke,
bir ülkeyi yıllarca yerinde saydırır.
Artık yeter.
Çaya değil,
bu ülkenin düzenine kız.
