Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Gazeteler Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir

HASAN MESUT EKMEN – DÜNDEN BUGÜNE ÖRF VE ÂDETLERİMİZ: AİLE, AHLAK VE DEĞERLERİMİZİN YOLCULUĞU

Toplumların aynası ailedir… Ailenin temeli ise örf, âdet, ahlak ve inançtır…

Toplumların aynası ailedir… Ailenin

Toplumların aynası ailedir… Ailenin temeli ise örf, âdet, ahlak ve inançtır. Bizim kültürümüzde aile yalnızca anne, baba ve çocuklardan ibaret değildir; aynı zamanda sevgi, saygı, fedakârlık ve birbirini ayakta tutma iradesidir. Ancak 1960’lardan günümüze, hayatın hızla değişmesiyle birlikte bu değerler de ciddi dönüşümler yaşadı.

1960–1980: BÜYÜKLERİN SÖZÜ KANUN GİBİYDİ

O yıllarda aileler genellikle geniş yapılıydı. Dedeler, nineler, amcalar aynı çatı altında yaşardı. Büyüklerin sözü kanun gibiydi. Sofrada önce büyükler oturur, çocuklar hizmet ederdi. Anneye babaya saygı tartışılmazdı. Karı-koca ilişkilerinde sorumluluk bilinci ağır basar; sabır ve kanaat aileyi ayakta tutan direkler olurdu.

1980–1990: TELEVİZYONUN HAYATA GİRİŞİ

Şehirleşmenin hızlandığı, çok kanallı televizyonların girdiği bu yıllarda aile yapısı çekirdek aileye dönüşmeye başladı. Diziler ve programlar yalnızca eğlendirmedi, aynı zamanda hayatı şekillendirmeye başladı. Rol modeller artık mahalledeki büyükler değil, ekrandaki karakterler oldu. Geleneksel ahlak ile modern hayatın çatışması işte burada başladı.

1990–2000: ÇARPIK İLİŞKİLERİN NORMALLEŞTİRİLMESİ

Özel televizyon kanallarıyla birlikte hayatımıza giren dizilerde yasak aşklar, lüks yaşamlar ve ahlaka aykırı ilişkiler sıradanlaştırıldı. Bu içerikler özellikle gençlerin psikolojisinde derin izler bıraktı. Gerçek hayat ile ekran hayatı arasındaki fark, kuşaklar arasında gerginlik yarattı. İnanç değerlerine olan bağlılık da bu dönemde ciddi şekilde sarsılmaya başladı.

2000–2010: DİJİTAL ÇAĞIN EŞİĞİNDE

İnternetin yaygınlaşmasıyla birlikte aile yalnızca televizyonla değil, bilgisayar ve telefon ekranlarıyla da yüzleşti. Çocuklar, anne-babadan çok internetten öğrenmeye başladı. Boşanma oranları arttı, aile içindeki sabır ve sadakat değerleri zayıfladı. Bireyler daha hızlı tüketen, daha çabuk vazgeçen, daha tatminsiz hale geldi.

2010–2025: SOSYAL MEDYANIN KUŞATTIĞI AİLE

Bugün artık sosyal medya her şeyin merkezinde. Gençler için yeni rol modeller, ekranlardaki fenomenler ve dijital karakterler oldu. Evlilik dışı ilişkiler, hızlı boşanmalar, gösteriş kültürü sıradanlaştırıldı. Bu durum hem aile bağlarını zayıflattı hem de inanç değerlerine zarar verdi.
Anne-babaların en büyük kaygısı artık çocuklarını hayata değil, ekranın cazibesine karşı korumak oldu. Karı-koca ilişkilerinde sabır ve fedakârlık yerine bireysel özgürlük ve anlık mutluluk arayışı öne çıktı.

SONUÇ

1960’tan bugüne değişen hayat bize bir gerçeği unutturmamalı: Aile, toplumun en güçlü kalesidir. Televizyon, internet ve sosyal medya ne kadar değiştirirse değiştirsin; anne-babaya saygı, eşler arasında sadakat ve evlat sevgisi kaybolursa toplum da zayıflar. Geleneksel değerler ile modern yaşam arasında kurulacak denge, gelecek nesillerin kaderini belirleyecektir.

✍️ HASAN MESUT EKMEN – GAZETECİ YAZAR
BATMAN BAĞIMSIZ YEREL GAZETE İLÇE TEMSİLCİSİ
Sizin için araştırdı, kaleme aldı