Bu ülkede gazetecilik yapan, soru soran, eleştiren ve halk adına konuşan herkesin bir bedel ödemesi gerektiği artık inkâr edilemez bir gerçektir. Biz de bugün tam olarak bunu yaşıyoruz.
SORU SORMANIN BEDELİ VARDIR
Batman Valisi ve Batman Belediyesi Başkanvekili Ekrem Canalp ile Valilik Özel Kalem Müdürü Feyyaz Tunç hakkında kaleme aldığım köşe yazısını CİMER’e taşımamın nedeni son derece açıktır: Sayın Vali’nin randevu taleplerini kabul etmemesi ve bu görevi yerine getirmesi gereken Özel Kalem Müdürlüğü’nün, valilik ile vatandaş arasında adeta etten bir duvar örmesidir.
Bu bir yorum değil, bir tahmin hiç değil; yaşanmış, denenmiş ve defalarca tecrübe edilmiş bir gerçektir.
CİMER’E GİDEN YOL, GERÇEKLERİN YOLUDUR
CİMER’e yapılan bu başvurunun ardından yaşananlar ise meselenin ne kadar haklı bir zeminde durduğunu açıkça göstermiştir. Batman Valiliği’nin basın mensuplarıyla buluşmak amacıyla düzenlediği son iki toplantıya gazetemiz davet edilmemiştir. Oysa bugüne kadar bu tür toplantılara ilişkin davetler basın grubuna atılırdı. Bu kez farklı bir yol tercih edilmiş, gazeteciler tek tek özelden aranarak çağrılmıştır. Amaç bellidir: Bizim bu toplantılarda olmamamız.
TESADÜF DEĞİL, TERCİHTİR
CİMER’e yazdığım şikâyet yazım nedeniyle Batman Valiliği Özel Kalemi’nde görev yapan bir hanımefendi tarafından telefonla arandım. Görüşmede, kaleme aldığım köşe yazısının içeriğiyle ilgili bilgilendirme yapmam istendi. Sorulan her soruya açık ve net cevaplar verdim. Ayrıca randevu talepleri kabul edilmeyen; gazetecilerden sivil toplum temsilcilerine, kanaat önderlerinden sade vatandaşlara kadar her kesimden isimleri tek tek paylaştım.
BU SADECE BİR DAVET MESELESİ DEĞİL
Bütün bunlar bize şunu gösteriyor:
Bu mesele bir davet meselesi değildir.
Bu mesele basına karşı sergilenen bir dışlama refleksidir.
Bu mesele eleştiriye tahammülsüzlüktür.
GAZETECİLİK YARANMA SANATI DEĞİLDİR
Burada bir noktayı özellikle vurgulamak gerekiyor. Gazetecilik; kimseye yaranma mesleği değildir. Gazetecilik; toplumun gözü, kulağı ve dili olma görevini üstlenmektir. Görülmeyeni görmek, duyulmayanı duymak, söylenmeyeni söylemektir.
GAZETECİLİK ALKIŞ İÇİN DEĞİL, HESAP İÇİNDİR
Gazetecilik, toplantılarda makam sahiplerini güldürmek ve kahkahalar attırmak değildir; aksine şehrin mevcut sorunlarını gündeme getirmek, muhataplarını düşündürmek ve bugüne kadar bulunamamış çözümler karşısında yüzlerde rahatsızlık, hatta üzgün bir ifade oluşturabilmektir.
Çünkü gazeteciliğin değeri alkışta değil; sorgudadır.
ÖVGÜNÜN DE BİR SINIRI VARDIR
Saygıya evet.
Hak edildiğinde, ölçüsünde övgüye de evet.
Ama aşırı övgüye, yalakalığa ve yaranmaya kocaman bir HAYIR diyoruz.
BİZ KİMİN ADINA YAZIYORUZ?
Bizim derdimiz ne ikram sofralarıdır ne de protokol fotoğraflarıdır. Biz Bağımsız Gazetesi olarak katıldığımız her toplantıda Batman’ın ve Batman halkının sorunlarını dile getirdik. Alkış tutmadık, methiyeler dizmedik, kimseye şirin görünmeye çalışmadık.
Çünkü biz, makamlara değil halka gazetecilik yaparız.
ONUR BİR MESLEK İLKESİDİR
Gazetecilikten önce de bir duruşumuz vardı. Bir haysiyetimiz, bir vicdanımız… Davet almak uğruna susacak, eğilecek, görmezden gelecek insanlar olmadık. Dün neydiysek bugün de oyuz, yarın da öyle kalacağız.
Batman Bağımsız Gazetesi ailesi olarak; memleketin ve halkımızın çıkarlarını kişisel ilişkilerimize kurban edecek kadar küçülmedik. Alnımız ak, başımız dik bu mesleği yapacağız.
SON SÖZ: BİZ SUSMAYACAĞIZ
Eğer gazetecilik; susmak, biat etmek ve sorgulamamaksa, biz o gazeteciliği yapmayız.
Biz susmayacağız.
Biz geri adım atmayacağız.
Kim rahatsız olursa olsun, halk adına yazmaya devam edeceğiz.
Son olarak, gazetemize yapılan bu çirkin davranışlar karşısında sesimizi yükseltmek ve Cumhurbaşkanlığı İletişim Merkezi (CİMER) üzerinden bu konuyu aktarmak ve doğrudan yetkililere şikayet farz olmuştur.
