Kader…
Dile kolay, tartışması yüzyıllardır süren bir kelime.
Bir insanın başına gelen her şeyi önceden yazılmış bir senaryo gibi görenler için kader, sığınılacak bir liman.
Ama ya biz, o senaryonun sadece izleyicisi değilsek?
Ya biz yazıyorsak?
İslam’da kader, elbette inkâr edilemeyecek bir inanç esasıdır. Kur’an’da Rabbimiz şöyle buyurur:
“Biz her şeyi bir kader ile yarattık.”
(Kamer Suresi, 49. ayet)
Bu ayetten yola çıkarak bazı insanlar şöyle düşünür:
“Demek ki her şey yazılmış. Ben ne yaparsam yapayım, sonunda kaderim yaşanacak.”
Ama burada bir durmamız gerekiyor. Çünkü bu düşünce şekli, kaderin yanlış anlaşılmasıdır. Kur’an ve sünnetin bütününe baktığımızda, kaderin asla iradeyi devre dışı bırakan bir yazgı olmadığını görürüz.
Kur’an’da insanın kendi fiillerinden sorumlu olduğu defalarca vurgulanır:
“Kim bir iyilik yaparsa, kendisi için yapmış olur. Kim de kötülük yaparsa, kendi aleyhinedir.”
(Fussilet Suresi, 46. ayet)
Bu apaçık bir mesajdır: Sen ne yaparsan, karşılığını göreceksin.
O zaman şunu sormamız gerekmez mi?
Eğer ben kötü bir tercih yaptıysam ve kötü bir sonuç yaşadıysam, bu “kader” mi oluyor, yoksa “seçimimin bedeli” mi?
İslam’da kader, Allah’ın bilgisi ve kudretiyle her şeyi kuşatmasıdır. Allah, ne olacağını bilir. Ama bu, insanın tercih etmediği bir şeyi zorla yaptırdığı anlamına gelmez.
Nitekim Peygamber Efendimiz (sav), bir gün ashabına şöyle demiştir:
“Her biri, kendisi için yaratılmış olana kolayca ulaşır.”
Yani insan, Allah’ın ona verdiği irade ve akılla bir yola girer. Allah da o kişinin seçimine göre kaderini kolaylaştırır. Buradaki anahtar kelime: İrade.
Ne zaman bir hata yapsak, iş ters gitse, kolayca “Kaderde varmış” diyerek geçiyoruz. Ama kaderi bu şekilde algılamak, aslında sorumluluktan kaçmaktır.
Düşün:
Hiç çalışmadın, emek vermedin, sonra başarısız oldun.
Ve bunu “kader” diye adlandırdın.
Halbuki bu, senin ihmalinin sonucuydu.
Senin seçiminin bedeliydi.
Kader, sadece olan şey değil; seçilen yoldur.
Bir başka ayette Rabbimiz şöyle buyurur:
“İnsana kendi çalışmasından başkası yoktur.”(Necm Suresi, 39. ayet)
Bu ayeti okuduktan sonra hâlâ “Benim kaderim kötü” diyebilir miyiz?
Peygamber Efendimiz (sav) bir gün kaderi konuşan sahabelere şöyle der:
“Çalışınız! Çünkü herkes ne için yaratılmışsa, o yola kolaylaştırılır.”
Yani ne yapacağımızı biz belirleriz, ama Allah her şeyi bilir. Biz tercih ettikten sonra, Allah bizim tercih ettiğimiz yola kolaylık verir. Kader bir dayatma değil; bir sonuçtur.
Peki bu kader anlayışı bize ne öğretiyor?
• Hayatımızın direksiyonunda biz varız.
• Hatalarımızı kadere yüklemek kolaycılıktır.
• Kader, sorumluluğu yok etmez, hatta onu artırır.
• Allah adildir; kimsenin seçmediği bir hayatı ona dayatmaz.
Sonuç olarak kaderi, sorumluluktan kaçmak için değil; sorumluluk bilinciyle anlamak gerekir.
Çünkü kader bazen alın yazısı değil, alın teridir.
Ve Allah, emek verene adaletle karşılık verir.

YORUMLAR