Bazı kelimelerin anlamı zamanla daraltılır. “Adamlık” da bunlardan biridir. Oysa adamlık ne yalnızca erkeğe ait bir sıfattır ne de cinsiyetle ölçülebilecek kadar basit bir kavramdır.
Adamlık, insan olmanın sorumluluğunu
taşıyabilmektir.
Sözünün arkasında durmak, emanete ihanet etmemek, gücü yettiğinde ezmemek ve kimse görmüyorken bile vicdanından utanmamaktır. Çünkü insanın gerçek karakteri, herkesin izlediği anda değil; kimsenin görmediğini düşündüğü zaman ortaya çıkar.
Güzel sözler söylemek kolaydır. Asıl mesele, o sözlerin gereğini hayatın içinde yerine getirebilmektir. Karakter; verilen sözde, menfaat ortadan kalktığında gösterilen sadakatte ve güçsüz olana karşı sergilenen merhamette belli olur. Asalet ise kendisine haksızlık edildiğinde nasıl karşılık verdiğinde anlaşılır.
Kimi insanların makamı büyüktür ama şahsiyeti küçüktür. Kimi insanların adı hiçbir yerde yazmaz; fakat bıraktıkları güzel iz, bütün unvanlardan daha değerlidir.
Çünkü insanı büyüten sahip oldukları değil, sahip olduklarının karşısında nasıl durduğudur.
Adamlık, gerektiğinde “Ben yanıldım.” diyebilmektir. Özür dilemeyi küçüklük değil, erdem bilmektir. Güveni kullanmamak, bir sırrı silaha dönüştürmemektir. En önemlisi de arkasından konuştuğun insanın yüzüne bakarken gözlerini kaçırmayacak kadar temiz bir vicdana sahip olmaktır.
Bu yüzden adamlık bir cinsiyet meselesi değildir. Bir kadın, sadakati, merhameti ve duruşuyla bu erdemleri taşıyabilir. Bir erkek ise yalnızca erkek doğduğu için “adam” olamaz.
Çünkü erkek olmak biyolojinin, adam olmak ise karakterin meselesidir.
Unvanlar unutulur, makamlar geçer, güç el değiştirir. Fakat geride bırakılan güven, vefa ve güzel ahlak kolay kolay unutulmaz.
Adamlık cinsiyet işi değil, şahsiyet işidir. Gerçek adamlık, kendini ispat etmeye çalışmadan doğru insan olarak kalabilmektir.

YORUMLAR